ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ İSTANBUL`DA

Abone ol
ADALET BAKANI BEKİR BOZDAĞ İSTANBUL`DA
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, İstanbul'un Kartal İlçesi'nde sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi. Toplantıda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ni anlatan Bakan Bozdağ, toplantının ardından ilçe esnafını ziyaret etti. Bakan Bozdağ'ın konuşmasından bazı bölümler şu şekilde:YÖNETİMDE TEK BAŞLILIK GÜNDEMDEN HİÇ DÜŞMEDİTürkiye büyük bir değişimin, dönüşümün ve tarihi reformun arifesindedir. Son 200 yıldır Türkiye'de yönetim sistemi üzerine çok tartışmalar yaşandı. Kuşaklar değişti, insanlar değişti ama tartışmalar değişmedi. Türkiye'yi daha iyi bir yönetim sistemine nasıl kavuşturulacak. Türkiye daha iyi nasıl yönetilecek. Hangi sistem milletimiz ve devletimiz için daha yararlı oldu. Çok konuşuldu. Yazıldı, çizildi. Tarihin arşivlerinde bunlar yerini aldı, yeni kuşaklar belki bütün bu tartışmalardan haberdar değil. Fakat gündemimizden bu konu hiç düşmedi. Rahmetli Erbakan ve rahmet Türkeş siyasal hayatlarının daha başında, siyasi güçleri olmadığı dönemde Türkiye'nin tek başlı bir yürütmeye ihtiyacı olduğunu ve bu değişimi yapmasının Türkiye için gerekliliğini vurguladı. Ama güçleri yoktu. Merhum Özal ve merhum Demirel başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak Türkiye'yi yönetme deneyimini yaşadıktan sonra bu tecrübenin kendilerine öğrettiği ile Türkiye'nin tek başlı yürütmeye geçmesi gerektiğinin altını çizdi. Çünkü çift başlı yürütmenin çok zaman kaybettirdiğini, çok kavgalara neden olduğunu, enerjimizi boş şeylerle tüketmemize yol açtığını, krizleri, kaosları yönetmede ve Türkiye'nin bu şartlardan kolayca çıkmasını sağlamada yeterli imkan sunmadığını görüyorlar ve diyorlar ki tek başlı yürütme. Ama o zaman da bunları gücü yok.TARİHİ BİR KARAR ALINDIŞimdi ilk defa sistemi değiştirme gücü olan, siyasal gücünün de zirvesinde olan AK Parti ile onunla birlikte hareket eden Milliyetçi Hareket Partisi Türkiye'nin hükümet sistemini değiştirme konusunda tarihi bir karar aldılar ve birlikte bir adım attılar. Bu işin başaracak güçte bir siyasal çoğunluk ve siyasal irade ile bu adımı attık. Ne zaman attık? 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünden sonra. Peki buradan neden bizim böylesi bir değişime dönüşüme ihtiyaç duyduğumuzu ve neden 15 Temmuz'dan sonra böylesi bir adımı atma kararı aldığımızı, hepinizin iyi değerlendirmesi lazım. Türkiye 1960 darbesini yaşadı, bir başbakanını iki bakanını idam sehpasında ahrete gönderdi. 1971 12 Mart muhtırası yaşadık, çok ilginçtir, 12 Mart. O zaman murtırayı verenler, muhtıranın bir örneğini Cumhurbaşkanına, bir örneğini başbakana gönderiyorlar, bir örneğini de TBMM'ne gönderiyorlar. O zaman Cumhuriyet Senatosu ve Milet Meclisinden oluşuyordu TBMM. Yani ikili bir yapı vardı. Ne oluyor biliyor musunuz? Hem Cumhuriyet Senatosu'nda askerin verdiği muhtıra başkanlık divanı tarafından okutturuluyor, senatörler tarafından herkesin kafası aşağıda onu dinliyorlar ve dinlemeyi içine sindiriyorlar. Hem de Millet Meclisi'nde muhtıra okunuyor, başkanlık divanı okutuyor ve orada yine herkes o muhtırayı içine sindiriyor, dinliyor. İtiraz yok. Hükümet istifa ediyor, sayın Demirel o zaman Başbakan, bakanları da başbakanı da muhtıracılar belirliyor, meclis ona güven veriyor. xDEMOKRASİMİZ KESİNTİYE UĞRAMASIN DİYE BU ADIMI ATMAMIZ LAZIMPek çok sıkıntılar yaşandı. 12 Eylül darbesi oldu, bir sağdan, bir soldan idamlar oldu, haksızlıklar oldu. 28 Şubat gün gibi ortada, AK Parti döneminde yaşanan bütün hadiselere hep beraber yaşadık, en son 15 Temmuz 2106 darbe teşebbüsü ortada. onun için Türkiye'nin ve Türk demokrasisinin, hukuk devletimizin, milli irademizin, seçilmişlerimizin bir daha darbelerle muhtıralarla karşılaşmaması için demokrasimizin asla kesintiye uğramaması için, başka güçlerin taşeronluğunu yapanların, başka devletler adına Türkiye'ye hıza ve istikamet vermemesi, verememesi için milletin iradesinin daima iktidarda kalması için bizim bu değişikliğe sahip çıkmamız şarttır. Sırf demokrasimiz kesintiye uğramasın diye de bizim bu adımı atmamız başlı başına yeter, artar bile. Ama bir başka boyuttan da bakmamız lazım. 15 Temmuz'dan sonra neden bu noktaya geldik?TÜRKİYE'Yİ GÜÇLÜ İKTİDARLARLA İLERİYE TAŞIYAMAZSAK, ÇOK ŞEY KAYBEDERİZTürkiye'nin yanı başında Suriye var, 910 kilometre sınırımız var 5-6 yıldır yürüyen bir içi savaş var, 600 bin Suriyeli ölmüş ve 15 milyon civarında Suriyeli yerinden yurdundan edilmiş, 3 milyon Suriyeli Türkiye'de. Oradan Türkiye'ye terör ithal ediliyor. Irak'ta 2003'ten beri yürüyen iç savaş var. Oradan da Türkiye'ye terör ithal ediyor. Bir yandan PKK terör örgütü, bir yandan DEAŞ, bir yandan FETÖ, bir yandan DHKP-C terör örgütü ne kadar terör örgütü varsa ki 10 civarında bunlar, Türkiye devletine ve Türk milletine saldırıyor, birliğimizi, dirliğimizi, milletimizi ve devletimizi yok etmek için mücadele ediyor, ediyorlar, öldürüyorlar, canımızı acıtmaya devam ediyorlar. Türkiye'nin böylesine önemli bir stratejik coğrafyada var olması, bir olması inşallah kıyamete kadar yaşayabilmesi için Türk milletinin ve Türk devletinin istikbali, istiklali ve bekası için istikrar şarttır. Eğer biz bu coğrafyada istikrarlı yönetimler, güçlü iktidarlar kuramazsak, ülkemizi istiklal ve güçlü iktidarlarla ileriye taşıyamazsak, Türkiye'miz çok şey kaybeder.GÜÇÜMÜZLE ETRAFIMIZDAKİ YANGINDAN ETKİLENMEDİKElinizi vicdanınıza koyun, eğer 2002'den sonra AK Parti gibi güçlü bir iktidar Türkiye'de olmamış olsa, Tayyip bey gibi güçlü bir lider Türkiye'yi yönetmemiş olsaydı, etrafımızda yanan bu yangınlar içimizde olan terör, Türkiye'nin ekonomisi darma dağın etmek isteyen içerde işbirlikçi, dışarıda yabancı güçler. Acaba Türkiye nasıl olurdu? Bir bakın ırak hadisesi 2003, Cumhuriyet mitingleri, Danıştay saldırısı, Cumhurbaşkanı seçim krizi, 367, arkasından 27 Nisan e-bildirisi, 2008 kapatma davası, MİT müsteşarına operasyon, gezi hadiseleri arkasından 17-25 Aralık, arkasından MİT TIRlarına operasyon, 30 Mart seçimi, arkasından Cumhurbaşkanı seçimi, arkasından HSYK seçimi ve Kobani hadiseleri. Baktığınızda 2015'te de iki tane seçim. Bunları yaşıyoruz. Öte yandan DEAŞ terör örgütü, Türkiye'de terör eylemlerine başlıyor, PKK terör örgütü Türkiye'de yeniden terör eylemlerine başlıyor, sokakları hendeklerle dolduran, şehirleri işgal etmeye teşebbüs eden alçakca haince teşebbüsler var, en nihayet, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü ve Türkiye ile Rusya arasındaki uçak krizi. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun ve buna lütfen cevap verin. Eğer bu kadar olaylar yaşandığı dönemde, güçlü bir siyasi istikrar, güçlü bir AK Parti iktidarı ve Türkiye'nin Tayyip Erdoğan gibi güçlü bir lideri olmasıydı acaba bu kadar fırtına, kasırga, hadise Türkiye'yi nelere taşırdı. Ekonomimiz böyle dayanıklı olabilir miydi? Türkiye'ye devasa projeleri yapabilir miydi? Yapamazdı. Bir yandan bütün bu saydığım olumsuzluklarla mücadele ederken, bir yandan da Türkiye'yi ayağa kaldıracak önemli yatırımları yapıyor, gereğini yapıyoruz. Bunların tamamı Türkiye'nin bu fırtınalı havada bu okyanusta, gemisinin kaptanının ustaların ustası Tayyip Erdoğan olmasıyladır.BÜTÜN OLUMSUZLUKLARA RAĞMEN, GÜÇLÜ İKTİDARLA YOK ALDIKGerçekten bütün bu olumsuzlukları içerisinde Türkiye yol alıyorsa, güçlü iktidarı olduğu için. Biz diyoruz ki, Türkiye'nin Tayyip Erdoğan sonra da AK Parti'den sonra da daima istikrar, daima güçlü iktidar kuran bir sisteme ihtiyacı var. Şu anda siyasi istikrar, güçlü iktidar var. Bu siyasi istikrar, güçlü iktidar sistemin doğal sonucu değil, konjektürel bu durum. Atatürk döneminde istikrar ve güçlü iktidar var, Menderes, Özal döneminde var. Tayyip bey döneminde istikrar ve güçlü iktidar var. Fazla geriye gitmeyelim. Özal'dan sonra ne oldu? Herşeyimizi kaybettik. İki tane 10 yıl içinde büyük ekonomik kriz oldu. Ne zaman istikrarlı dönemler varsa büyüdük, arkasından gelen dönemlerde kaybettik. Nasıl doğruyor istikrar, güçlü liderlerle doğuyor. Halk ile buluşan, Atatürkler, Adnan Mederesler, Turgut Özallar, Tayyip Erdoğanlar olursa sandıktan istikrar çıkıyor.SİSTEMİ GÜÇLÜ KURACAĞIZ, İSTİKRARI SİSTEM ÇIKARACAKŞimdi sandıktan istikrar çıksın diye Türkiye'nin Tayyip beyi siyasetten çekilmesinden sonra yeni bir Tayyip Erdoğan beklemeye tahammülü yok, yeni bir Özal, Menderes, Atatürk beklemeye tahammülü yok. Biz istikrar için sürekli güçlü liderler bekleyemeyiz. Sistemimizi güçlü kuracağız ve istikrarı sistem kendisi ortaya çıkaracak. Onun için diyoruz ki bu sistem değişikliği, Tayyip bey, AK Parti için değil, onlardan sonra da Türkiye'nin daime siyasi istikrar ve güçlü iktidara sahip ülke olması için. Milletimizin, devletimizin ve Cumhuriyetimizin bekası için bu sistem değişikliğini hep beraber yapmamız gerekiyor.
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN





























Yorum Yazın