İlhan Gökalp Durmuş

İlhan Gökalp Durmuş

Mail: [email protected]

BU YAZIYI VEKİLLER OKUSUN! OKYANUSU GEÇTİK, DEREDE Mİ BOĞULACAĞIZ?

BU YAZIYI VEKİLLER OKUSUN! OKYANUSU GEÇTİK, DEREDE Mİ BOĞULACAĞIZ?

 

Efendim…

6 Şubat 2023’ten bugüne birçok sorunu aştık. Kör topal da olsa bugünlere kadar geldik…

Lakin hâlâ çözümü mümkün olduğu hâlde insanımızın çilesini katlayan sorunlarımız var.

Binalar yükseliyor, yollar yapılıyor, şehir yeniden şekilleniyor…

Peki, insanımızın hayatı aynı hızla toparlanıyor mu?

Gelin, biraz da bunu konuşalım.

MÜCBİR SEBEP KALKTI, ÖNCE TEBLİĞ SONRA HACİZ GELDİ!

Biliyorsunuz, mücbir sebep kapsamında irili ufaklı işletmelerin bazı vergi ve prim yükümlülükleri ertelenmişti.

Erteleme dönemlerinin ardından ödeme takvimleri işlemeye başladı…

Taksitler bir tarafta, güncel vergi ve primler diğer tarafta…

Üzerine kira, çalışan giderleri, banka kredileri ve kredi kartı borçları eklenince işletmeler bu yükü taşıyamaz hâle geldi.

Ticaretin kalbi olan çarşımızda binalar dikildi.

Dikildi ama…

Mülk sahiplerinin istediği yüksek kiralar var.

Konteyner çarşılardan çıkıp yeniden çarşıya dönmekte tereddüt eden esnaf var.

Depremde hayatını kaybeden mülk sahiplerinin ardından mirasçılar arasında yaşanan anlaşmazlıklar var.

Bir de bankaların verdiği krediler ve kredi kartlarıyla ayakta kalmaya çalışan esnafın sırtına, ertelenmiş dönemlerden devreden borçlar bindi…

Bel zaten bükülmüş…

Biraz daha yüklenince insan nasıl doğrulacak?

Vergi ve primleri tahsil etmekle görevli kurumlar kendi işlemlerini yürütüyor.

Ancak VATANDAŞA gelen TEBLİĞLER, ardından araçlarına kadar uzanan HACİZ işlemleri ve banka HESAPLARINA konulan blokeler, ticaretini sürdürmeye çalışan insanı daha da sıkıştırıyor.

Ortaya İŞİN İÇİNDEN ÇIKILMAZ BİR HÂL çıkıyor.

Sorun her geçen gün DERİNLEŞMEYE devam ediyor.

Borcu ödemek için çalışması gereken insanın, çalışabileceği alan da daralıyor.

Eee, bu esnaf nasıl toparlanacak?

Ödeme takvimlerini belirlerken çarşının, esnafın, işletmenin bugünkü durumunu da hesaba katmak gerekmiyor mu?

TOKİ’LER YAPILDI, EKSİK İMALATLAR NE OLACAK?

Berber koltuklarında dahi konuşulan Fatih TOKİ’den ben de bir ev sahibi oldum.

Sosyal konut projesi kapsamında, tam sekiz yıl bekleyerek…

Oldum olmasına da…

Evin eksikleri giderilmeyince hâlâ kirada oturmak zorunda kaldım.

Sonra bir baktım ki mesele yalnızca benim dairem değilmiş.

Benzer sorunları yaşayan, yaşamış olan ne çok insan varmış…

İnsana, “BÜTÜN MEMLEKET AYNI SORUNU YAŞIYORMUŞ, YAŞAMIŞ…” dedirtecek kadar çok şikâyet duyuyorsunuz.

Oysa Murat Kurum’un Mesut Yar ile yaptığı programda binaların garantili olduğunu, eksikler giderilmeden firmalara ödeme yapılmayacağını söylediğini hatırlıyorum.

Peki, sahadaki karşılığı nerede?

Teslimden sonraki bir yıllık sürenin sonunda istenecek imzaların beklendiği, bu sırada TOKİ’DEKİ EKSİK İMALATLARIN giderilmediği yönünde anlatılanlar var.

Bunların da açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Ama benim bizzat bildiğim, yaşadığım bir gerçek var:

Eksikler duruyor.

Bekleyen vatandaş oluyor.

Kirayı ödeyen vatandaş oluyor.

Eee, vatandaşın suçu ne?

Bizzat ben yaşıyorum bu sorunu…

Eksiklerin giderilmesi için uğraşıyorum. Verilen sözlerin karşılığını bekliyorum. Bir türlü sonuca ulaşamıyorum.

İnsan bir noktadan sonra, “Bu eksikleri gidermek mi zor, vatandaşı oyalamak mı kolay?” diye sormadan edemiyor.

BU TOKİ’LERİN EKSİK İMALATLARI KONUSUNU yakında daha detaylı ele alacağım.

Çatısı akan…

Asansörü bozulan…

Doğalgaz tesisatında, peteğinde, parkesinde sorun bulunan…

YOLUNDA sorun yaşanan…

Teslim edilmiş olmasına rağmen eksikleri bitmeyen TOKİ’LER, vatandaş için ciddi bir sıkıntıya dönüşüyor.

Ha, bu arada…

ŞU SARAYALTI’NI DA SİZE ZAHMET YAPIN DA ailemi evine yerleştireyim.

DÖRT YIL OLACAK, MUHTEREMLER!

Gazeteciyiz diye VATANDAŞ olarak HAKKIMIZ YOK denilemez.

Gazeteciyiz diye SORUN YAŞAMIYORUZ sanılamaz.

Bizim de ailemiz var.

Bizim de kiramız, taksitimiz, beklediğimiz bir evimiz var.

Kaç konut teslim edildiğini anlatıyorsunuz…

İyi, güzel…

Ama EKSİKLERLE, TAMAMLANMAYAN İŞLERLE VE ÇÖZÜLMEYEN SORUNLARLA da ilgilenmeniz gerekiyor.

Anahtarı teslim etmekle vatandaşın derdi bitmiyor.

O kapının arkasında nasıl bir hayat kurabildiğine de bakmak gerekiyor.

YUKARIDAKİ İKİ SORUNU VEKİLLER OKUYUP ÇÖZÜME KAVUŞTURMALI!

Esnafın vergi ve prim yükü de konutlardaki eksik imalatlar da takip edilmesi gereken meseleler.

Vatandaşın kurumlarla firmalar arasında gidip gelerek tükettiği zamanı, biraz da siz üstlenin.

Ayrıca 2027 BÜTÇESİNDE KAHRAMANMARAŞ’IN PAYINI DAHA DA ARTIRMAK İÇİN LÜTFEN ÇABA GÖSTERİN.

Bu şehrin başladığı işleri tamamlamaya, eksiklerini gidermeye ve ayağa kalkma hızını korumaya ihtiyacı var.

OKYANUSU GEÇTİK…

DEREDE BOĞULMAYALIM…

Az kaldı…

Birkaç yıl sonra, artık şehrin demirbaşına dönüşmüş sorunları bile geride bırakmış olmamız gerekiyor.

Yoksa şehrin geleceğini on, on beş yılda da inşa edemezsiniz.

Arada kayıp giden bizim yıllarımız olur.

Memlekete yazık olur…

Ha gayret…

Biraz daha asılın şu işlere.

KASKİ NÖBETÇİ EKİP BIRAKMAK ZORUNDA!

Altyapı çalışmalarında yapım aşamasının yüzde 60’ı geçtiği ifade ediliyor.

Sahada belli bir noktaya gelindi.

Asfaltlamada da bir eşik aşıldı.

Büyükşehir’in son aldığı araçlarla sahadaki hareket kabiliyeti arttı.

Lakin hâlâ vatandaşın aracına zarar veren, günlük hayatını çileye dönüştüren yollar var.

Firmaların gerekli koordinasyonu sağlamadan kapattığı yollar, trafik akışını altüst eden uygulamalar var.

İş yapılıyor diye bunları görmezden gelemeyiz.

Bir de yağış meselesi var…

KASKİ’NİN DE, tıpkı kar yağışında belirli noktalarda bekletilen kamyonlar ve kar küreme araçları gibi, şiddetli yağış öncesinde hazırlık yapması gerekiyor.

Su biriktiği bilinen noktalarda hızlı müdahale için ekip, ekipman ve nöbetçi araç bulundurma SORUMLULUĞU VAR.

Yağış başladıktan, vatandaş yolda kaldıktan sonra harekete geçmekle yetinmeyelim.

Uyarı varsa hazırlık da olsun.

Son yağış öncesinde metrekareye 25–50 kilogram yağış uyarısı yapılmıştı. Yaklaşık 40 kilogram yağış alındığı bilgisi paylaşıldı.

Kısa sürede düşen yağışta vatandaş zor anlar yaşadı.

Madem riskli noktalar biliniyor…

Madem yağış önceden haber veriliyor…

Ekipler de o noktalarda hazır beklesin.

SİYASETE GELECEK OLURSAK…

Son bir aydır yaşanan belediye transferlerinin ardından, tarafların basın açıklamalarında beddua boyutuna varan ifadeler izledik.

Her iki tarafa da söylemekte fayda var:

Bu kavganın şehre bir şey kazandırdığı yok.

Tekrarlıyorum…

OKYANUSU GEÇTİK, DEREDE BOĞULMAYALIM.

Şehir bütünüyle kendine gelsin…

Ondan sonra hepinize söz:

Okkalı, yüksek perdeden kavgalarınızı bizzat ben yayımlayacağım!

Ama şimdi biraz da memleketin işine bakalım.

Önümüzde milletvekili seçimleri var.

Enerjinizi, bu memlekete fayda sağlayacak isimleri bulmaya harcayın.

Ankara’ya gidip yatacak…

İki sosyal medya videosuyla görev yaptığını sanacak…

“Onun yanındayım, bunun karşısındayım” açıklamalarından öteye geçemeyecek…

Caddenin, sokağın tanımadığı ŞOVMEN isimler yerine, bu şehri bilen, insanını dinleyen, işinin peşine düşen, hakikatli İSİMLER BULMAYA çalışın.

Bu şehrin derdi çok.

O dertlerle uğraşacak insanlara ihtiyacı var.

YENİ PROGRAM BAŞLIYOR

Yakında yeni bir PROGRAM yapımına başlıyoruz.

Bu kez bana, mesleğimizin mektepli genç temsilcilerinden, Mikrofon 46 İmtiyaz Sahibi Furkan kardeşim eşlik edecek.

Saatlerce düşündük…

İsmi ne olsun?

Baktık ki memlekette birçok insan, “En TARAFSIZ benim.” diyor.

BİZ DE DEDİK Kİ…

Programın adı:

“İKİ TARAFLI”

Sloganı da:

“BİR DE BU TARAFTAN BAK.”

olsun.

Konulara, olaylara ve sorunlara bir başka taraftan bakınca neler göründüğünü konuşacağız.

Bazen gözden kaçanı…

Bazen konuşulmayanı…

Bazen de herkesin gördüğü hâlde üzerinde durmadığını…

“Doğru eleştiri fayda sağlar.” diyerek bu anlayışla fikir ve yorum üretmeye çalışacağız.

Takipte kalın…

Güzel bir program hazırlamak için emek vereceğiz.

YASAL UYARI

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26’ncı maddesi:

“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.”

Önce İnsan…

Önce Saygı ile…

İlhan Gökalp Durmuş

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar