CHP KAHRAMANMARAŞ İL BAŞKANLIĞINDAN BASIN AÇIKLAMASI

Abone ol
CHP KAHRAMANMARAŞ İL BAŞKANLIĞINDAN BASIN AÇIKLAMASI
Cumhuriyet Halk Partisi İl başkanlığı tarafından basın toplantısı düzenlendi.Basın toplantısında yer alan bildirilere göre ;CHP KAHRAMANMARAŞ İL BAŞKANI Esat ŞENGÜL AÇIKLAMASI ;Çok Kıymetli Basın Mensupları; hepinizi saygıyla selamlıyorum.Bugünkü Basın Toplantımızın her biri birbirinden kıymetli gündemleri olmakla birlikte özellikle Ben siz kıymetli Basın Mensuplarımızı da ilgilendiren bir gündemle başlamak istiyorum.YEREL MEDYA ADETA SAHİPSİZBizde bir yaygın medyamız var. Malum gazeteler, Türkiye genelinde yayın yapan gazeteler ve televizyonlar, bir de yerel medya var. Yerel medya adeta sahipsiz. Bu medyanın büyük beklentileri var. 3 yıldır Basın İlan Kurumu ilanlarına zam yapılmadı. Geçinemiyorlar. Binlerce kişi çalışıyor yerel medyada, gazetelerde ve televizyonlarda. Ayakta kalmak için, hayata tutunabilmek için olağanüstü çaba harcıyorlar. Elbette ki yerel medyanın desteklenmesi lazım ve bu konuda Türkiye’nin özellikle İktidarın sağlıklı ve tutarlı adımlar atması lazım, geçmişte atılan adımları desteklemesi lazım. Yerel Medya üzerinden tasarruf yapmak doğru değildir, bu demokrasiye zarar verir. Biz yerel medyanın da, yaygın medyanın da güçlü olmasını isteriz, bağımsız olmasını isteriz, özgürce yazmasını ve eleştirmesini isteriz. Eğer demokrasiyi ayakta tutacaksak, demokrasi hepimiz için zorunlu bir gereksinim ise, demokrasiye sahip çıkmak gibi medyaya da sahip çıkmak zorundayız. Medya üzerindeki baskılara hep birlikte karşı çıkmalıyız. Sadece Cumhuriyet Halk Partililer değil Sendikalar da Sivil Toplum Örgütleri de medya üzerinde gücün denetimini şu veya bu şekilde eleştirmeliler, daha güçlü eleştirmeliler. Özellikle İktidarın yaptığı her şeyi alkışlayan ve İktidarı eleştirmekten özenle kaçınan bir medya grubunun en çok demokrasiye zarar verdiğini de kimsenin unutmaması gerekir. Demokrasi hepimiz için, ama her birimiz için geçerli kuraldır. Eğer düşüncelerimizi özgürce ifade edeceksek haklarımızı rahatlıkla yargıda arayabileceksek bunun yolu demokrasiden geçer. ÇOCUK İSTİSMARIÇocuğa yönelik Cinsel İstismar olayında ülkemizde son bir yılda 3 kat artış mevcut. Dünyada 3. Avrupa’da ilk sıradayız. Olayların yalnızca %5‘i ortaya çıkarılmakta, % 95’i gizli kalmaktadır. İstismarcıların % 60’ı akraba ya da yakın komşu, %10’u aynı evde yaşıyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre yılda 8000 çocuk cinsel istismara uğramaktadır. Yine Aynı bakanlığın 2014 verilerinde ( yeni verilere ulaşmak mümkün olmuyor.) gerçekleşmiş vakalardan %50’sinde üstüne üstelik zihinsel engelli çocuğa istismarda bulunan kişiye mahkemenin indirim uyguladığı, iyi hal ve saygın tutum indirimlerinin devam ettiği, açılan toplam dava sayısının 40266, karar çıkan dava sayısının 24825 ve mahkûmiyet kararının 13963 olduğu ifade edilmektedir. Çocuk tecavüzcüsüne ‘’iyi hal ve saygın tutum veya mağdurun psikolojisi bozulmamıştır’’ indirimi uygulayan mahkeme heyetineaslında söylenecek çok şey vardır. Ama en hafifi ile psikiyatrik bir kontrole tabii olmaları gerektiği kanısındayım. Tabi burada toplum olarak belirgin bir özelliğimiz var. Herhangi bir olay olduğunda ilgili-ilgisiz tüm taraflar tartışmaya katılır, bilgisi olmayanlar fikir üretir, konunun uzmanlarını ise dikkate almalıyız. Tartışma büyür, sonra da saman alevi gibi söner, her şey unutulur. Aslında bu bizleri yönetenlerin, ‘’Toplum Mühendisliği’’ dedikleri kavram ile bizleri yönlendirme kontrol etme taktiğidir. Çocuk istismarını günlerce konuştuk, yazılar yazıldı, eylemler organize edildi, televizyon programları yapıldı, Hükümet bu konuda gerekli çalışmalarım yapılacağını ifade etti; amiyane tabir ile toplumun gazı alındı, herkes evine döndü.Sonuç; Eski Tas Eski Hamam…Bir Çift Sözümüz de, kendini âlim sanan din bezirganlığı yapanlara, kimi vakıflar da ya da dini eğitim alınan bazı kurumlarda bu olaylar yaşandığında hemen devreye girerler. Dinde bademleme ya da 9 yaşında evliliğin olabileceğine dair fetvalar verdiler. ‘’ Annelerinin ve kız kardeşlerinin dizinden tahrik olduklarını’’ beyan ettiler. Kendi ruh âlemindeki iğrençlikleri dinimize mâl etmeye çalıştılar. Hem de çok ciddi din âlimlerinin tepkilerini, Kur’an-ı Kerim ayetlerindeki örneklemeleri görmezden gelerek fetva verdiler. Bunlardan bir tanesini de şehrimizde ağırladık. Hem de devlet protokolünden biriymiş gibi ağırladık. Kimdi bu zat? Sosyal Doku Onursal Başkanı ve İlahiyatçı Nurettin Yıldız. O muhteşem karşılamaya rağmen Kahramanmaraş’ta protesto edildi. Protesto nedeni neydi? Bu âlim müsveddesi 6 yaşında bir kız çocuğunun 25 yaşında bir erkekle tam tersi 6 yaşında bir erkeğin de 25 yaşında bir kızla evlenebileceğini ifade etmişti. Aynı âlim başka neler söylemiş? ‘’Kadın dayak yiyorsa şükretsin’’ demiş. ‘’3 yaşındaki kız çocukları amcalarının yanına külotla çıkmamalıdır demiş. Daha sonra baharat, et, kakao ve ketçap gibi gıdaların şehvet uyandırıcı şeyler olduğunu iddia etmiştir. Bunun üzerine Sayın Cumhurbaşkanı’ndan çok büyük tepki gelmiştir ve Diyanet’e gereği yapılmalıdır diye talimat verilmiştir.SONUÇ OLARAK BU FETVALARI VEREN DÜNÜN ÂLİMİ BUGÜNÜN ZALİMİ OLMUŞTUR. Daha Sonra Söz alan CHP ONİKİŞUBAT İLÇE BAŞKANI ÜNAL ATEŞ 'in Açıklamaları şöyle ; ŞEKER FABRİKALARI SATILMASIN !!! Çok Değerli Basın Mensupları Saygı değer Hemşerilerim Elbistan şeker fabrikasında içinde bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi düşünülmektedir. Bu hem ilimiz için hem de ülkemiz için bir ihanettir. Konuyu anlamak için kısa bir tarihe bakalım. İlk şeker fabrikası, Büyük Zaferin kazanılması üzerinden henüz altı ay geçmiş iken Uşak'ta Nuri Şeker'in öncülüğünde başlayan faaliyetler sonucunda 17.12.1926 da açılmıştır. Eşzamanlı olarak başlayan bir girişim ise Alpullu'da daha erken bir tarihte sonuca ulaşmış ve fabrika 26.11.1926 da işletmeye açılarak ilk Türk şekerini üretmiştir.30'lu yılların başına kadar bu iki fabrika ülke gereksinimini kısmen karşılamıştır. Eskişehir ve Turhal Şeker Fabrikaları bu dönemde kurulur. 1950 sonrası açılan fabrikalarla sayı 15’e ulaşır. Bugün otuz Şeker Fabrikası faaliyet göstermektedir. Ülkemizin nüfus artışına paralel olarak artan şeker ihtiyacını temin etmek amacıyla yeni şeker fabrikaları kurulması öngörülerek 1977'de Afyon, 1982'de Muş ve Ilgın, 1983'de Bor, 1984'de Ağrı ve 1985 yılında da Elbistan Şeker Fabrikalarının %95'e varan makina ve tesisleri mevcut beş makina fabrikasında imal edilerek işletmeye alınmışlardır. Daha sonra sırasıyla 1989 yılında Erciş, Ereğli ve Çarşamba Şeker Fabrikaları, 1991 yılında Çorum, 1993 yılında Kars, 1998 yılında Yozgat ve 2001 yılında ise Kırşehir Şeker Fabrikaları işletmeye açılmıştır. 2016/17 Dünya Şeker Durumu… 2016/17 döneminde dünyada 5,9 milyon ton arz açığı- Dünya Şeker stok miktarı 2010/11 döneminden beri en düşük seviyede - Dünya şeker ticaretinde önemli düzeyde daralma - Önceki üretim döneminde keskin bir şekilde düşen dünya şeker üretiminin 2016/17 döneminde 2,262 milyon ton, yani % 1,36 oranında artarak 168,334 milyon tona ulaşması beklenmektedir.Dünya şeker tüketiminin ise bir önceki döneme göre 2,772 milyon ton, yani % 1,62 oranında artarak 174,203 milyon ton olması beklenmektedir. Dünya şeker üretimindeki artışa rağmen, ihracatçı ülkelerin üretimlerindeki azalma nedeniyle dünya şeker ihracat hacminde daralma beklenmektedir. 2015/16 döneminde 58,955 milyon ton olan ihracat miktarının 2016/17 döneminde 58,250 milyon ton olacağı tahmin edilmektedir 2015 döneminde ise beyaz şekerde %15, ham şekerde % 20 oranında azalan dünya şeker fiyatları 2016 yılında yükselişe geçmiş ve beyaz şekerde % 34, ham şekerde % 38 artış kaydetmiştir. PANCAR ŞEKERİ ÜRETEN ŞEKER ŞİRKETLERİ(Toplam Kapasite 3.151.000 ton) Statüsü TÜRKŞEKER ( 25 Şeker Fabrikası ) KAMU Konya Şeker Fabrikası A.Ş. ( 2 Şeker Fabrikası) Panko birlik Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş. ( 2 Şeker Fabrikası) Panko birlik Amasya Şeker Fabrikası Panko birlik Adapazarı Şeker Fabrikası A.Ş. Özel Kütahya Şeker Fabrikası A.Ş. Özel Keskin kılıç Gıda San. ve Tic. A.Ş. Özel NİŞASTA BAZLI ŞEKER ÜRETEN ŞİRKETLER Statüsü 4634 Sayılı Şeker Kanunu Kapsamında Kota Tahsis Edilen Şirketler ( Kapasite 990 Bin Ton ) Cargil Tarım ve Gıda San.Tic.A.Ş. (Bursa) Özel Amylum Nişasta San. Ve Tic. A.Ş. (Adana) Özel PNS Pendik Nişasta Sanayi A.Ş. (İstanbul) Özel Tat Nişasta San. Ve Tic. A.Ş. (Adana) Özel Sunar Mısır Entegre Tesis.San.Tic. (Adana) ÖzeL Elbistan şeker fabrikasında 2000li yılların başında 16000 dekar olan pancar ekim sahası 3000 dekara kadar düşürülmüş,üretim 79000 tondan 27000 tona düşürülmüştür. Tüm Türkiyede AKP nin işbaşına geldiği 2**2 yılında 500000 kişi pancar ekimi ile uğraşırken 2016 yılında bu rakam 100000 lere gerilemiştir. SONUÇ PLARAK
- DÜNYADA ŞEKER İHTİYACI ARTMIŞKEN
- ŞEKER PAHALI BİR İHTİYAÇ MADDESİ HALİNE GELMİŞKEN
- NİŞASTA BAZLI ŞEKERE GÖRE ŞEKERPANCARINDAN ÜRETİLEN ŞEKER DAHA SAĞLIKLI İKEN
- KÖYE DÖNÜŞ İSTENİRKEN
- ÜRETİMİN ARTMASI VE TARIMIN GELİŞMESİ İTHALATIN AZALMASI İSTENİRKEN
- ÇALIŞAN İŞÇİLERİN HAKLARININ DEVLET TARAFINDAN KORUNMASI GEREKİRKEN ELBİSTAN ŞEKER FABRİKASI NİYE ÖZELLEŞTİRİLİYOR?
- ELBİSTANA YAPILAN İHANETLERE BİR YENİSİ NİÇİN EKLENİYOR? YOKSA 2002 YILINDAN BERİ ABD YE VERİLEN SÖZLER KAPSAMINDA TÜRKİYEDE ŞEKER SEKTÖRÜ ABD Lİ FİRMA CARGİLLE Mİ TESLİM EDİLMEK İSTENİYOR? HANİ NERDE ABD YE VURULAB OSMANLI TOKADI? NİŞASTA BAZLI ŞEKERİN VE MISIR ŞURUBUNDAN ELDE EDİLEN ŞEKERİN BAŞTA KANSER VE ŞEKER HASTALIĞI YAPTIĞI BİLİNİRKEN NİÇİN HALKIN SAĞLIĞI İLE OYNANIYOR? ELBİSTANLI HEMŞEHRİLERİMİN DİKKKATİNİ ÇEKİYORUM:
İRTİCACI ÇEVRELERDEN CHP’YE ATILAN İFTİRALAR VE GERÇEKLER
CHP CAMİLERİ KAPATTI!CHP CAMİLERİN ÖNÜNE JANDARMA DİKTİ!CHP HALKIN CAMİLERE GİRİŞİNİ YASAKLADI!CHP CAMİLERİ AHIR YAPTI!CHP ZAMANINDA BURSA VE ÇANAKKALE’DE GENELEV OLARAK KULLANILAN CAMİLER VAR!Onlarca TV kanalında hemen her gün bu yalan ve iftiralar tekrarlanıp durur. Bunlarla mücadele etmek için elimizde birkaç gazete, bir TV ve sosyal medyadan başka imkanımız yok.YALAN 1- ‘Camileri ahır yaptılar’.25.4.2012 tarihinde, devrin başbakanı televizyon ekranlarına çıkmış, elinde 1936 tarihli Cumhuriyet Gazetesi, haykırıyor: ‘Bu ne insafsızlık, Seferihisar’da bir camiyi ahır yapmışlar’. Mustafa Kemal camiyi ahır yaptı, öyle mi? Buna kanıt olacak herhangi bir belge, bilgi veya şahit var mı? Yok.Gerçek ne: Söz konusu cami işgal yıllarında bölgede yaşayan Rumlar tarafından tahrip edilmiş, 1936’da ise bizzat CHP hükümeti tarafından onarımı gerçekleştirilerek yeniden ibadete açılmıştır. Görüldüğü üzere yalanda sınır yok!YALAN 2- ‘Atatürk zamanında genelev yapılan camiler var’.Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Abdullah Akın, üniversitenin TV kanalına çıkarak ‘1924 yılında camiler kapatıldı, Çanakkale ve Bursa’da genelev olarak kullanılan camiler var’ dedi.Bu vahim olayı bilen, uyan olmuş mu? Belgesi, var mı? Ne belgesi var ne de şahidi. Sonradan anlaşılıyor ki bu zat, AKP yandaşı kanallarda ‘tarih sohbetleri’ yapan, sözde tarihçi Kadir Mısırlıoğlu’nun yalancısı! Mısırlıoğlu 2012 yılında bir programda ‘ İsmet Paşa döneminde, Çanakkale’de bir cami kerhane yapılmıştır, Sebilürreşad koleksiyonuna baksınlar, fotoğrafı var’ demişti. Bu dergi 1908’de Mehmet Akif Ersoy’un kuruculuğunda ‘Sırat-ı Müstakim’ adıyla çıktı ve 1912’de ‘Sebilürreşad’ oldu. 1966 da ise kapandı. 2016’da, AKP’li Bağcılar Belediyesi bu derginin tüm eski sayılarını, günümüz Türkçesiyle sayı sayı, cilt cilt, yeniden bastırdı. Bu derginin hiçbir yerinde, yapılan hayasız iddiaya dair ne bir yazı, ne de bir resim bulunmuyor. Yalan olur da, bu kadarı da olmaz ki!YALAN 3- ‘İsmet Paşa camileri kapattı, önüne jandarma dikti, halkın camilere girişini yasakladı’.İşte bu gerçek! Öyle bir örnek vereceğiz ki, yalan ve iftirayı yaşam biçimi ve siyasi ahlak haline getirenler, güzel bir ‘oh’ çekebilirler!İkinci Dünya Savaşı yılları… Atatürk aramızdan ayrılmış, İsmet İnönü cumhurbaşkanı seçilmişti. Hitlerin orduları Avrupa ülkelerini birer birer ezip geçiyordu. Alman tankları Fransızların asla geçilemez dedikleri Maginot hattını bile geçmişti. Daha 1941 yılında 13 ülke teslim bayrağını çekmiş, Alman orduları Türkiye sınırına dayanmıştı. Türkiye de boş durmuyordu… Alman tanklarına karşı Trakya’nın altına binlerce KORUGAN yapılmıştı. Bununla yetinilmemiş, Alman ordularının İstanbul’a girişini önlemek için Çatalca-Büyükçekmece hattına Maginot hattının bir benzeri ÇAKMAK HATTI inşa edilmişti. Alman tanklarına karşı önlem alınmıştı.Peki ya Alman uçakları? Alman uçakları İstanbul’u bombalarsa? Tarihimizin maddi manevi en değerli hazineleri, kutsal emanetler ne olacaktı? Bir Alman taarruzuna karşı kutsal emanetlerin Alman uçaklarının menzili dışında bir yere taşınmasına karar verildi. İnönü her şeyin gizlilik içinde yapılmasını, Almanların kutsal mekânlara dokunmaktan çekinmeyeceklerinin hesaba katılmasını istedi. Düşünüldü taşınıldı, İstanbul saray ve müzelerindeki tüm değerli eşyaların Anadolu’nun ortasında Niğde ve Ulukışla’da dini mabetlere saklanmasına karar verildi. Özel tren hazırlandı. İçi çinko, özel bölmeli sandıklar yaptırıldı. Topkapı sarayı, Dolmabahçe Sarayı ve İstanbul Arkeoloji Müzesindeki kutsal emanetler, Hazreti Muhammed’in hırkası, mühürü, kılıcı, oku, yayı, Kâbe’nin anahtarı, Hz. Osman’ın kanlı Kuran’ı Kerim’i, padişahların tahtları, eşyaları, hazine, silah, tablo, porselen, paha biçilmez el yazması eserler, büyük bir gizlilikle ve titizlikle sandıklara yerleştirildi.1942 yılı… Alman ordularının Trakya sınırımıza dayandığı o günlerde… Bir gece 391 sandık… 48 vagona yerleştirildi. Tren, paha biçilmez değerdeki yüküyle, büyük bir gizlilik içinde ve koruma altında, Anadolu’nun ortalarına doğru hareket etti. Kutsal emanetler ve paha biçilmez değerdeki mücevher ve el yazması eserle Niğde’de Ak Medrese ve Sarı Han ile Ulukışla’da bir camiye yerleştirilir.Her şey gizlilik içinde yapılmak zorundadır. Yerel yöneticilere bile bilgi verilmez. Camilerin etrafına özel askeri birlikler konuşlandırılır. Bu ibadet yerlerine kimse yaklaştırılmaz.1943 yılında İnönü, Churchill ile görüşmek üzere Adana’ya giderken treni Ulukışla’da durdurur… Kutsal emanetlerin saklandığı 3 binayı teftiş eder… Kendisi bile içeri girmez, Birliğin komutanından bilgi alır… Ayrılırken de ‘Bize emanet, size emanet… Gözüm arkada kalmasın’ der.Dört sene geçer, savaş biter… Dünyaya sükûnet hâkim olur. Kutsal emanetler 1947 yılında tekrar getirilir… Saray ve müzelerdeki yerlerine konur…Yıllar geçse de ne İnönü, ne CHP bu konudan söz etmez… Kendilerine bir paye çıkarmaz… Bunu fırsat bilen Cumhuriyet düşmanları 70 yıldan beri ‘ İnönü camileri kapattı’ yalanını yayarlar. Hatta daha da azar, kapatılan camilerin çevresindeki koruma askerlerinin atlarını bahane edip ‘İnönü camileri ahır yaptı’ işlerler de işlerler…Cumhuriyetimizin varlığına ve onu kurucu iradesine karşı girişilen bu saldırılar karşısında sessiz kalmayacağımız açıktır. CHP olarak Diyanet’e, İlahiyatçılarımıza ve gerçek din adamlarına sesleniyoruz: Bu kendini bilmez din bezirganlarına hadlerini bildirin. Bunlar sadece milli değerlerimize değil, kutsal dinimize de ciddi zararlar veriyorlar. İktidar sahiplerine de sesleniyoruz: Bu adamları himaye etmeyin, din üzerinden siyaset yapmanın üç-beş oy dışında bir getirisinin olmayacağını görerek zaman geçirmeden gerekli tedbirleri alın. Gün, milli ve manevi değerlerde birleşme ve bütünleşme günüdür! İktidar olsun, muhalefet olsun herkesin öncelikli görevi bu değerlere gerekli hassasiyeti göstermektir.- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN































Yorum Yazın