Kendimden ve Şehrimden Özür Diliyorum !

Şarkıcı Teoman bir şarkısında der ki ;
” Bir ülkenin bodrum katında kirli bir savaş varmış “
Bizim şehrinde yıkılan binaların yıkılmayan bodrumunda kirli bir savaş var “ imiş.
Neden o başlığı attığımı da yazının sonunda yazıyor olacağım hadi başlayalım iki kelam etmeye
” Kiminde EVLAT ACISI , Kiminde KUYRUK ACISI “
Bir Dostluğun Başlangıcı
Bir zamanlar yoksul bir adam, bir yılanla dost olmuş. Adamın başı ne zaman sıkışsa, darda kalsa yılanın yanına gider, orada bekler; yılan da kuyudan çıkar, ona bir altın verirmiş. Bu alışkanlık yıllarca böyle sürmüş.
Sırrın Oğula Devredilmesi
Aradan uzun yıllar geçmiş. Adam bir gün hastalanmış, yataktan kalkamaz olmuş. Oğlunu çağırıp şöyle demiş:
“Filanca kuyunun yanına git, orada bekle. Karşına bir yılan çıkacak. Ondan korkma, dosttur o. Sana bir altın lira verecek, al getir.”
Açgözlülüğün Sonu
Çocuk gitmiş, kuyunun başına beklemiş. Yılan gerçekten çıkıp yere bir altın lira bırakmış.
Ama çocuğun aklından şeytanlık geçmiş: “Demek ki kuyu altın dolu. Eğer yılanı öldürürsem tüm altınları alır, zengin olurum.”
Bir taş alıp yılana vurmuş. Yılanın kuyruğu kopmuş, yılan da can havliyle dönüp çocuğu ısırmış. Çocuk zehirlenip oracıkta ölmüş.
Bilgenin Sözleri
Aradan zaman geçmiş, adam iyileşmiş. Aslında bilge bir adammış, işin iç yüzünü de biliyormuş. Yılanla karşılaşınca şöyle demiş:
“Yılan kardeş… Bizim çocuk bir densizlik etti, cezasını da buldu. Ama biz dosttuk, yine dost kalabiliriz.”
Kırık Güvenin Geri Dönüşü Yoktur
Yılan ise şu cevabı vermiş:
“Yok, bu imkânsız. Senin evlat acın, benim kuyruk acım oldukça, biz artık dost olamayız.”
Mesaj
Bu hikâye bize şunu anlatır:
Açgözlülük dostluğu bozar.
Bir hata sadece yapanı değil, çevresini de yaralar.
Güven kırıldığında, ne kadar özür dilense de eskisi gibi olmaz.
Mesela: “Siyasette de böyledir; bir kuyruk acısı ya da bir evlat acısı varsa, dostlukların eski samimiyeti kalmaz.”
GELELİM NEDEN BU BAŞLIĞI ATTIĞIMA
Cümle alem biliyor benim depremde neler yaşadığımı sonraki süreçte neler yaşadığımı ne travmalar ne sınavlardan geçtiğimi.
Allah nasibime yüreğimdeki bütün aşkları öldürüp bir şehir aşkı , bir Kahramanmaraş aşkı yerleştirdi çok şükür.
Hatta öyle ki slogan olarak “ Başka Kahramanmaraş Yok “ dedim. Şimdilerde bazı itin köpeğin ağzına dahi pelesenk olmuş. Demek ki kopyalama taklit etme özellikleri o denli gelişmiş ki her kelamlarında bu sözü der olmuşlar. Kızmıyorum hakikaten “ Başka Kahramanmaraş Yok “ çünkü...İtte köpekte bunu böyle bilsin.
Kendimden ve Şehirden özür diliyorum çünkü
İnandığım bişey vardı şehir iyileşirse herkes iyileşir.
Siyasileri bizi yönetenleri eleştirerek zaman kaybettirmektense onlara doğruyu , güzeli iyiyi anlatmaya , bir çok fikir , proje sunarak şu anki Kahramanmaraş’ın oluşumuna dahi onlarca kez katkı sundum.
Bazıları sürekli böyle sorunların çözümü için çırpındığımda düşman saydı , yok saydı
Bazıları ise gerçekten yüreğini ortaya koydu fikirlerime projelere vatandaştan gelen onlarca soruna neşter vurup çözüme kavuşturdu. ( Allah razı olsun onlardan şehrimi bir parça iyileştirmeme yardımcı oldular )
Bazıları ise kibir abidesi oldu üç satır kara mizah tekniği ile anlatmaya çalıştığımız eleştirileri kendilerine düşmanlık yapıyorum sandı.
Bazıları ise yaşadığım süreçten dolayı ACIYAN gözlerle baktı bana etrafına böyle anlattı. “ Onun travmaları var enkazdan çıktı ne yapsa yeridir “ Oysa ne yapsa yeridir deniyor DELİDİR ne yapsa YERİDİR henüz daha deliliğimi görmedikleri halde.
Bazıları ise önceki yazıda bu şehrin KADIHAN’ı benim dedim diye ti’ye aldı.
Adım İLHAN sen ister Hakan ol , İster Cihan , İster Padişah ol. Benim adım İlhan
Ve ben gerçekten Hülagü-han hikayesindeki KADIHAN’ım
Hülagü-Han ‘da İlhanlı devletinin Kurucu HÜKÜMDARI.
Tarih bizi yazmayacak belki ama çakma KAHRAMANLIK peşinde de değilim. Adım şanım ne ise Şehrime katkı sunup Karaman’lı fakısı Hasan efendinin torunuyum. O şehri düşmandan fransızdan nasıl kurtardıysa benimde görevim yıkılmış şehrimin ayağa kalkmasında emek etmektir.
Şimdilerde eleştirirsem zaman kaybedeler enerjileri düşer demeyeceğim. Sadece eleştirmekte geç kaldığım için huzurlarınızda “ KENDİMDEN VE ŞEHRİMDEN “ özür diliyorum.
Çünkü gözleri kör , kulakları sağır olmuş bir siyasi yapıyla karşı karşıya kaldığımızın geçen ki yazımdan sonra net şekilde gördüm.
Sabırla izleyin , Sabırla okuyun kelamlarımı.
Ve unutmayın
Herşey için yeni bir yarın var !
VE Cumhurbaşkanımız'ın anlatımıyla HÜLAGÜ-Han KADIHAN hikayesini bir kez daha dinleyin
YASAL UYARI !
Anayasa Madde 26 – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet Resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.
Önce İnsan
Önce Saygı ile
İlhan Gökalp Durmuş








Facebook Yorum
Yorum Yazın