Fenomen Paça Ustası Şimdide Kelle Süsleme Sanatını Konuşturuyor

Kahramanmaraş’ın fenomen paça ustası Remzi Ulaş şimdi de Kelle Süsleme Sanatıyla adından bahsettiriyor. Doğaka Bülteninin 25.sayısında Remzi Ulaş’ın kelle süsleme sanatına geniş yer verildi.
Kahramanmaraş gastronomisine önemli katkılar sunan paça çorbasıyla çeşitli ödüller alan ve namı şehir dışına yayılan fenomen paça ustası Remzi Ulaş yıllardır emek verdiği kelle süsleme sanatının meyvelerini toplamaya başladı. Kelle Sanat Müzesi ismini verdiği alanda ziyaretçilere eserlerini sunan Ulaş her geçen gün mevcuttaki eserlerinin üstüne koyarak eser sayısını arttırıyor. Kelle Sanat Müzesinde yaklaşık 40 farklı ırkın kafatasından ve kemiklerinden yapılmış onlarca eser sergileniyor.

Doğaka 25.sayısında yayınlanan Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Yusuf Köleli’nin Fenomen Paçacı Remzi Ulaş ile yaptığı röportajda şu ifadeler yer aldı ;
Remzi ULAŞ, Kahramanmaraş yöresel lezzetlerinden kelle paça üstüne uzmanlaşmış bir şeftir. Kelle paça lezzeti ve besleyici özelliğinin yanında insan tüketimi amacıyla yetiştirilen hayvanların faydalı en küçük parçasının dahi kullanılmasını sağladığı için aynı zamanda doğaya saygılı ve sürdürebilir bir gastronomi ürünüdür. Toplumların uygarlık seviyeleriyle doğrudan ilişkili olan bu durumu, Remzi Usta paçadan geriye kalan kemikleri hiçbir örnek olmadan, kendi imkanlarıyla özgün eserler ortaya koyduğu modern sanat eserlerine dönüştürerek bir üst seviyeye taşımıştır. Kendi isimlendirmesiyle Kelle Süsleme Sanatı’nı Remzi ULAŞ’tan dinlemek istedik.
- Remzi Ustam kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1972 yılında Kahramanmaraş’ta dünyaya geldim. 1983 yılında ustam Hacı Ali FİDAN’ın lokantasında mesleğe başladım. Burada sulu yemekler ve çorbalar konusunda kendimi geliştirirken bir yandan da zanaatkârlık ve esnaflık disiplinini de kazandım. Askerliğimin ardından 1997 yılında kelle paça üzerine faaliyet gösteren Menekşe Paça isimli kendi işyerimi kurdum. Günümüzde de aynı işyerinde lezzet tutkunlarına şehrimizin en önemli gastronomi ögelerinden olan kelle paçayı tattırmaya devam ediyorum.
- Paçanızın lezzeti dillere destan... Severek icra ettiğiniz mesleğinizin odağında özgün bir de sanat ortaya koydunuz. Detaylarına girmeden önce merak ettiğim bir husus var. Sanata olan ilginiz ve yatkınlığınız yeni mi?
Çocukluğum, bugün Yatılı Bölge olarak bilinen semtte geçti. O zamanlar bugünkü gibi yapılaşma olmayan, çam ağaçları ve zeytin bahçeleriyle kaplı şehri yüksekten seyreden bir tepeydi. Arka planda da Ahır Dağı’nın dört mevsim seyrine doyum olmayan manzarası yer edinirdi. Bu manzarayı resmederdim sürekli. Çam ağaçlarının kalın kabuklarını toplar, çay kaşığı, cam kırığı gibi her çocuğun kolaylıkla erişebileceği el aletleriyle bu kabukları oyar gemiler, kayıklar yapardım. Çocukluğumdan beri etrafımdaki varlıklara şekil verme, onları dönüştürme gibi bir merakım vardı.

- Çocukluğunuzda uğraşlarınız da elinizin altında kolaylıkla ulaşılabilecek nesnelerin üzerine kuruluymuş. Mutfağınıza lezzet katan parçalardan artan kemikleri sanat eserlerine dönüştürme fikri nasıl ortaya çıktı?
Ağabeyim bazı dönemler kurbanlık kuzu yetiştirirdi. Özel olarak seçtiği bembeyaz kuzuları özenle beslemekle kalmaz, bakımlarını ve temizliğini yapar hatta şampuanla yıkar ve tarardı. Pırıl pırıl olan hayvanları kına, boncuk ve zillerle süsler ve ilgiyle yetiştirirdi. Yaklaşık 23 sene önce abimin paça yapımında kullandığımız kellelerden arta kalan bir kafatasını sanatsal bir kaygı olmadan boyayarak süslediğini gördüm. O gün, işledikten sonra çöpe attığımız kellelerin küçük dokunuşlarla sanat eserlerine belki de günlük yaşamda bir fonksiyona sahip eşyalara dönüşebileceğini anlamıştım.
- Sonrası?
Tabi ki bu kolay bir iş değildi. Kemik dokusu yapısı gereği çürümeye ve kokmaya müsait idi. İlk olarak kemikleri çürümeden, kokutmadan uzun yıllar dayanıklılığını korumaya yönelik deneme yanılma çalışmalarım oldu. Birkaç yıllık uğraşın sonunda büyük bölümü gün ışığı, rüzgar, yağmur, kar, karınca ve kuşlar tarafından doğal koşullar altında; küçük bir bölümü de kireç çözücü gibi herkesin evinde temizlikte kullandığı basit kimyasal malzemelerle olmak üzere kemikleri süslemeye hazır hale getirmeyi öğrendim. İşin en zorlu kısmı da burasıydı. Tek bir kelleyi süslemeye hazırlamak yaklaşık bir yıllık süreç gerektiriyor çünkü. Sonrası çorap söküğü gibi geldi.
- Sadece kelleleri değil, hayvanlara ait farklı kemikleri de kullanıyorsunuz.
Kelleyle başlayan yolculuk, kaburga, omurga, kalça, kol ve bacak kemikleriyle de devam etti.

- Kelle paça salonunuzda kelle süsleme sanatı eserlerinizden aynalar, şekerlikler görüyorum. Günlük hayatta karşılığı olan ürünler mi tasarlıyorsunuz çoğunlukla?
Varaklayıp, cilaladığım bir kellenin göz boşluklarına yerleştirdiğim ampullerle oluşturduğum aplik ilk eserimdi. Kendi kelle paça salonumda lavaboda kullanmaya başlamıştım bu eseri. Çok beğenildi ve ilgi gördü. Aplikleri kol ve bacak kemiklerinden kalemlik ve vazolar, kaburga ve çene kemiklerinden avizeler, kalça ve çene kemiğinden plaketler ve isimlikler gibi çeşitli ürünler takip etti. Genellikle plastik, metal ve ahşap gibi başka malzemelerden sürekli yapılan ve hepimizin evinde işyerlerinde günlük kullandığı eşyalar ortaya koymaya çalışıyorum.
- Kahramanmaraş’ta demir ve bakır gibi madenler, pamuk ve ağaç gövdeleri gibi bitkisel ürünler ile deri ve boynuz gibi hayvansal ürünleri işleyen derin köklere sahip pek çok geleneksel el sanatı mevcut. Burma bilezik, bıçak, yemeni, file nakışı, oyma çeyiz sandığı ve sim sırma olmak üzere altı coğrafi işaretli el sanatı ürünü ile ülkemizin geleneksel el sanatları alanında en zengin şehirlerinden birisinde, yeni bir malzeme olan kemiği kullanarak modern bir sanat ortaya koymak size nasıl hissettiriyor?
İnsanların işyerimize gelip duvarlardaki eserleri görüp keyifle izlemeleri, merak içinde sorular sormaları çok mutlu ediyor beni. Sosyal medyadan ve basından görüp şehir dışından sadece sanat eserlerimi görmek için gelenler de oluyor. Ülkenin her yerinden sanatseverlerle tanışıyorum böylelikle. Hem kelle paça çorbam hem de kelle süsleme sanatımla Türkiye’de pek çok gastronomi etkinliğine davet ediliyor, ödüllendiriliyorum. Kahramanmaraş’ın gastronomisine farklı bir kanaldan katkı sağlamış ve tanıtmış oluyorum. Şehri temsil etmek büyük bir gurur kaynağı benim için. Çocukların ve gençlerin de ilgisini görüyor bu eserler. Özellikle farklı boynuz ve kafa yapısına sahip duvardaki kelleleri görüp hangi hayvana ait olduğunu merak ediyorlar. İşte orada başlıyor zooloji dersi.
- Sadece çocuklar değil, yetişkinlerde merak ediyor olmalı. Çeşitli türlere ait olduğu anlaşılan hayvan kemiklerinden yapılmış kelle-sanat eserleri görüyorum duvarlarda. Nasıl tedarik ediyorsunuz bu kemikleri?
İlk başta paça yapımında kullandığım koyun ve keçi kellelerini işledim. Sonrasında dana kelleleri de kullanmaya başladım. Bu sanatla uğraştığımı duyan kasaplar ve mezbaha çalışanları ender karşılaşılan boynuz desenine sahip hayvanların kellelerini bana ulaştırmaya başladılar. Şehir dışından bile böyle bir akış oldu. Küçük bir hayvanat bahçesinde ölen bir yaban koyunu kellesi bile bana ulaştırıldı. Şu anda deve, manda, keçi ve koyun gibi tamamı tüketilmesi helal olan türlerden oluşan 40’a yakın farklı ırka ait bir koleksiyonum mevcut.

- Eserlerinizin satışı yapılıyor mu?
Daha önce de bahsettiğim gibi çok uzun ve meşakkatli bir süreçten geçen her biri ayrı ayrı işlenen eserler bunlar. Kahramanmaraş’ta kelle paça işinin doğası gereği sabahın ilk ışıklarından geçe geç saatlere kadar dükkânımızda müşterilerimize hizmet etmek zorundayız. Bu yoğun çalışma temposundan arta kalan sürede sınırlı sayıda kelle sanat eseri üretebiliyorum. Bu üretim satmaya kalktığım takdirde gelecek talebi karşılayacak düzeyde değil. Koleksiyonumu zenginleştirmeye çalışıyorum. Satış yapamasam da kelle sanat atölyesinin nadide eserlerini şehrimizin tanıtımına katkı sağlayacak ülkemizdeki önemli isimlere de sürekli hediye etmeye çalışıyorum.
- Merak edenler eserlerinizi nasıl görebilirler?
Kahramanmaraş merkezde, Mağralı Mahallesi’nde Menekşe Paça ve Çorba Salonu’nda eserlerimin bir kısmını sergiliyorum. Koleksiyonumun büyük kısmı, işyerimin yakınındaki evimin müştemilatındaki Kelle Sanat Atöylesi’nde bulunuyor. Kelle Süsleme Sanatı’nı merak edenleri işyerime bekliyorum. İşin yoğun olmadığı saatlerde denk gelirse sanatseverlere atölyemin kapıları da açıktır. Kelle Sanat Atölyesi ismiyle sosyal medyadan da eserlerimi ve çalışmalarımı tüm dünyayla paylaşıyorum.
- Çırak yetişiyor mu?
Kelle Paça salonundaki ekibimiz, kemiklerin hazırlanması gibi temel süreçlerde bana yardımcı oluyorlar. Kellelere esas sanatsal dokunuşları, genellikle o günkü kelle paça çorbasını bitirip yoğun temponun ardından gecenin bir yarısında atölyeye geçtiğimde tek başıma yapıyorum. Tek başıma dedim ama İbrahim Tatlıses ve Zeki Müren gibi sanatçılarımız da mutlaka eşlik eder bana. Onların unutulmaz eserlerini çalışmalarım sırasında dinlemek ilham verir bana. Neticede kelle süsleme sanatında sadece çırak değil, kalfa ve benden başka usta da henüz yok. Belki ilerde yeni teknikler geliştirilip daha hızlı üretim mümkün olursa bu eserler ticarileşebilir, bu sanat geçim sağlayacak bir meslek haline de gelebilir. Buna tanıtımın da önemli bir katkısı olacağını düşünüyorum. Şu anda kısıtlı imkânlar ile dükkânımda ve atölyemde eserlerimi sergilemeye çalışıyorum. Her yıl binlerce turist atölyemi ziyaret ediyor. İmkan ve kolaylık sağlanması halinde tüm kelle sanat koleksiyonumu ve Maraş kelle paçamızı daha geniş ve görünür bir alanda bir arada tüm ziyaretçilere sunmak, şehrin gastronomi ve el sanatları turizmine bu şekilde katkı sağlamak isterim. Biz işimizi severek yapıyoruz. Sevgimizi sanata dönüştürdük.
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN






























Yorum Yazın