© Haber Hanesi 2014 - 2025

SANKO Üniversitesi Uzmanı Uyarıyor: Menopoz Döneminde Kalp ve Kemik Sağlığına Dikkat Edin

Gaziantep SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Necip Deniz, menopozun vücudun bütününü etkileyen hormonal bir durum olduğunu söyledi.

18 Ekim Dünya Menopoz Günü nedeniyle bir açıklama yapan Opr. Dr. Deniz, “Menopoz kelimesi Eski Yunanca men (ay) ve pausis (durmak) kelimelerinin birleşmesi sonucu oluşan ve adet kanamasının durmasını anlatan bir sözcüktür” dedi.

Menopozun aslında klinik bir tanı olup kadının bir yıl aralıksız olarak adet görememesi olarak tanımlandığını kaydeden Opr. Dr. Deniz, şu bilgileri verdi:

 “Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği’nin verilerine göre dünyada ortalama menopoz yaşı 51 yaş olarak bildirilmekle birlikte kadınların yüzde 95’i, 45-55 yaş arasında menopoza girmektedir. Kadınların yüzde 5’i, 55 yaşından sonra (Geç), yüzde 5’i, 40-45 yaş arasında, yüzde 1’i de 40 yaşından önce (Erken) menopoza girmektedir. Ülkemizde ise menopoz yaşının ortalama 46-48 yaş aralığında olduğu bildirilmektedir.”

 MENOPOZ TÜRLERİ

Opr. Dr. Deniz, menopoz türlerini şöyle sıraladı: “Yaş ile birlikte tükenen hormonlar neticesi kadının adetten kesilmesi ‘beklenen menopoz’ süreci iken; gereklilik halinde yapılan ameliyatlarla rahim ve yumurtalıkların alınması ‘cerrahi menopoz’ olarak adlandırılmakta, gereklilik halinde yapılan kemoterapi ve radyoterapi işlemleri nedeniyle yumurtalıkların etkilenip işlevlerini yitirmesi neticesi gelişen menopoz türüne de ’medikal menopoz’ denilmektedir.”

 MENOPOZUN BELİRTİLERİ

Menopoz öncesi en sık bulgunun adette yaşanan düzensizlikler olduğunu ifade eden Opr. Dr. Deniz, menopozun diğer belirtileriyle ilgili şunları söyledi:

 “Bununla beraber ateş basmaları, cinsel istekte azalma, psikolojik değişiklikler, depresif durum, uykusuzluk, idrar kaçırma ciltte yaşlanma belirtileri menopoza giriş döneminde en sık görülen olumsuzluklardır. Menopoz sonrası ise kalp hastalıkları, inme riski, demans/Alzheimer, kemik erimesi gibi sağlığı tehdit eden ciddi hastalıkların görülme ihtimalleri artmaktadır.”

 MENOPOZ VÜCUDUN BÜTÜNÜNÜ ETKİLEYEN HORMONAL BİR DURUMDUR

Menopoz başlamadan yıllar önce yumurta kalitesinin düşmesine bağlı salgılanamayan progesteron hormonu ve yıllar içinde tükenen östrojen hormonu neticesi tüm vücudun etkilendiğini belirten Opr. Dr. Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Kalp, beyin, kemik sağlığı öncelikle etkilenen sistemlerdir. Ateş basmalarının çok yoğun olması kemik yıkımının daha hızlı olacağının göstergesi olarak kabul edilmektedir. Vajinal kuruluk, cinsel isteksizlik gibi problemler aile içi sorunlara yol açmaktadır. Beraberinde yaşanan idrar kaçırma gibi durumlar sosyal problemler oluşturmaktadır.”

 MENOPOZA GİRİŞ DÖNEMİNDE YAPILMASI GEREKENLER

Opr. Dr. Deniz, “Menopoza giriş döneminde tam jinekolojik muayene, mamografi gerekirse meme USG, smear testi gibi kanser tarama tetkikleri, kemik ölçümü ayrıca kan yağları, kan şekeri, tansiyon ölçümleri ile kalp hastalıkları açısından değerlendirilme yapılmalıdır” diye konuştu.

 MENOPOZ TEDAVİSİ

Menopozun hormonların tükendiği bir hastalık olduğu için hormonların yerine konulması şeklinde tıbben Hormon Replasman Tedavisi denilen protokollerle uygulandığını anlatan Opr. Dr. Deniz sözlerini şöyle sürdürdü:

 “Yıllardır süren tartışmalar yapılan bazı çalışmalar hormon tedavilerinin bazı kanser türlerini arttırdığını bildirmekle birlikte ancak konuyla ilgili bir kesinlik bulunmamakta; çalışmalar şüpheden öteye gidememektedir.

 Konuyla ilgili kesinlik bulunmadığı için hastanın sorunları detaylıca değerlendirilmeli riskler anlatılmalı hekim ve hasta ortak bir karar verip gerekli önlemler alındıktan sonra Hormon Replasman Tedavisi başlamalıdır. Özellikle meme ve serviks taraması yapılmalı sonrasında tedavi konuşulmalıdır.

 Menopoz tedavisi tek başına ilaç tedavisinden ibaret olmamalıdır. Öncelikle hastanın kilo kontrolü çok önemlidir. Haftada 3-4 gün 20 dakikalık tempolu yürüyüşler mutlaka yapılmalıdır. D vitamini, Magnezyum, Omega 3, Resveratrol, Chia ve keten tohumu mutlaka beslenmeye eklenmelidir. Sigara mutlaka bırakılmalı, alkol kullanımı mümkün olan en az düzeye indirilmelidir.

Kişi asla kabız kalmamalı, günde en az 1 kez büyük abdest yapmalıdır. Dirençli kabızlıklarda probiyotik ve prebiyotik destekleri mutlaka kullanılmalıdır. Düşük karbonhidrat tüketimi, proteinden zengin lifli bol sebzeli beslenme, sağlıklı yağların kullanımı başta zeytinyağı tüketimi ile kan şekeri kontrolü sağlanmalıdır.”

HORMON REPLASMAN TEDAVİSİ

Klasik ilaç kullanımının riskleri ile ilgili tartışmaların, tedavi yönetiminde daha az hormon metaboliti oluşturarak daha az yan etki gösteren uygulamaların ön plana çıkmasını sağladığını kaydeden Opr. Dr. Deniz, sözlerini şöyle tamamladı:,

 “Hastanemizde Amerika ve Avrupa’da popülaritesi hızla artmakta olan “Biyoeşdeğer Hormon” uygulamalarını kullanmaktayız. Biyoeşdeğer hormon vücutta salgılanan hormonlara birebir eşdeğer preparatların kullanmasıyla olmaktadır. Yan etkileri en aza indirerek daha güvenli bir hormon terapisi yapmaktayız. Yakın hormon takibi ile en uygun dozları sağlamakta bu süreçte kadınlara hem beden hem de ruh sağlığı açısından konforlu bir hayat sunmaktayız.”

İlginizi Çekebilir

Baş Dönmesiyle Hastaneye Gitti, İki Damarına Aynı Anda Stent Takıldı

Baş dönmesi ve denge kaybı şikâyetleriyle SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran 67 yaşındaki Gaziantepli A. D., şah ve beyin damarındaki ciddi darlıkların aynı seansta uygulanan stent işlemiyle tedavi edilmesinin ardından yeniden sağlığına kavuştu.

Dr. Rıza Çam, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Hasta Kabulüne Başladı

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Rıza Çam, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.

SANKO Üniversitesi Uzmanı Uyardı: Bu Belirtileri Göz Ardı Etmeyin

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Necip Deniz, kadın üreme sistemini oluşturan rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vulva ve vajinadan kaynaklanan kötü huylu hastalıkların jinekolojik kanserler olarak tanımlandığını belirterek, erken tanı ve düzenli taramanın tedavi başarısını artırmada önemli rol oynadığını söyledi.

SANKO Üniversitesi'nden Deri Kanseri Alarmı! Erken Tanı Vurgusu

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Solak, cildi oluşturan hücrelerin normalin dışında, aşırı ve kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan deri kanserlerinin erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebildiğini söyledi.

MİDE KANSERİ ERKEN EVREDE BELİRTİ VERMEZ

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Nimet Yılmaz, “Mide kanseri, mide hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ciddi bir hastalıktır. Genellikle erken evrede belirti vermez, ancak ilerleyen dönemde iştahsızlık, kilo kaybı, mide ağrısı ve kanama ile kendini gösterir” dedi.

SANKO Üniversitesi'nden Ruh Sağlığı Uyarısı: Depresyon Mevsim Tanımıyor

SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Lütfiye Şimşek, depresyonun yalnızca sonbahar ve kış aylarında görülen bir hastalık olmadığını, yılın her döneminde ortaya çıkabileceğini söyledi.

TÜM HABERLER