Çip, Hayvanlar İçin Neden Önemli?
SAĞLIKBütün hayvanların eşit doğduklarını ve kanunlara göre yaşama hakkına sahip olduklarını belirten uzmanlar, çip takılarak işaretlemenin sahibinin belirlenmesi, kaybolması durumunda kolayca bulunabilmesi ve aşı takibinin yapılabilmesi açısından oldukça önemli olduğunu ifade ediyor. Veteriner Hekim Burcu Çevreli; hayvan sahiplenilirken onun sorumluluğunu alabilecek, uygun yaşam koşulları sunabilecek, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilecek şartlara sahip olunması gerektiğini vurguluyor.
Üsküdar Üniversitesi Tıbbi Direktörlük Laboratuvar Sorumlu Yöneticisi Veteriner Hekim Burcu Çevreli, sokak hayvanlarını beslerken dikkat edilmesi gereken noktaları paylaştı.
Tarihte ilk köpekler evcilleştirildi
Evcil hayvanların tarihçesine bakıldığında köpeklerin evcilleştirilen ilk hayvan türü olduğunun kabul edildiğini belirten Veteriner Hekim Burcu Çevreli, “Ancak evcilleştirmenin tam olarak ne zaman, neden ve nasıl gerçekleştiği hala tartışılıyor. Arkeolojik kanıtlar, köpeklerin görünüşte kurtlardan ilk kez 14 bin yıl önce ayırt edilebilir hale geldiğini gösteriyor. Evcil kedilerin de dünya çapında en popüler evcil hayvanlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Buna rağmen kedilerin evcilleştirilmeleri hakkında çok az şey biliniyor. İnsan-kedi ilişkisine dair erken kanıtlar, Kıbrıs'ta 9 bin 500 yıl önce bir insanın yanına gömülmüş bir yaban kedisinden gelmekteyken en eski evcil kediler yalnızca 4 bin yıl öncesine dayanan Mısır sanatındaki eserlerde yer alıyor.” ifadelerini kullandı.
Evcil hayvanlara çip takılması büyük önem taşıyor
Bütün hayvanların eşit doğduklarını ve kanun hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahip olduklarını vurgulayan Veteriner Hekim Burcu Çevreli, “5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’na göre ev hayvanı tanımında, evde, iş yerlerinde ya da arazide özel ilgi ve refakat amacıyla muhafaza edilen, bakımı ve sorumluluğu sahiplerince üstlenilen aşıları, periyodik sağlık kontrolleri yapılan beslenen evcil dostlarımızdan bahsediliyor. Çip takılmak suretiyle işaretlenmeleri, sorumluluğumuz altındaki hayvanlarımızın sahibinin biz olduğumuzun ilgili bakanlıkça takibinin yapılabilmesi için ve kaybolma durumunda kolayca bulunabilmesi, aşı, ameliyat ve tedavi geçmişlerinin izlenebilirliği açısından oldukça önemlidir.” dedi.
Sahiplenmeden hangi soruları kendimize sormalıyız?
Sahiplenilen dilsiz dostlarımızın da bizim yaşam alanımızın bir parçası olduğunu hatırlatan Veteriner Hekim Burcu Çevreli, “Gerektiğinde fedakârlık göstermek, yaşam kurallarımızı sabırla ona öğretmek ve sevgimizi paylaşmak, her canlının ilgiye ihtiyacı olduğunu bilmek hayvan sahiplenecek kişilerde bulunması gereken özellikler arasındadır. Hayvan sahiplenirken düşünülmesi gereken önemli hususlar vardır. ‘Ben bu canlının sorumluluğunu alabilecek miyim? Onun yaşama koşullarına uygun bir alanım var mı? Onun fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılayabilir miyim? Evdeki diğer aile bireyleri yeni bir dostu sahiplenmeyi istiyorlar mı? Sahiplenecek canlının bebeklik, çocukluk, erişkinlik ve yaşlılık dönemlerinde yanında olmaya hazır mıyım?’ şeklinde soruların cevabı ‘evet’ ise bu durum geçici bir heves için değil gerçekten bir dost edinebileceğimiz anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.
Sahiplendirme yapılırken seçici davranılmalı
Veteriner Hekim Burcu Çevreci, hayvan sahiplendirilecek kişiler seçilirken seçici davranılması gerektiğini vurguladı ve sözlerini şöyle tamamladı:
“Daha önce evcil hayvanı olmuş mu? Onun ihtiyaçları konusunda bilgi sahibi mi? Böylesine güzel ve özel canlılarla ev arkadaşı olup onlarla anılar biriktirmek istiyor mu? Sahiplenecek kişinin hayvanlara bilinen bir alerjik hastalığı var mı? Evde başka bir evcil hayvan var mı? Yeni canlıya uyum sağlayabilecek mi? Sahiplenilerek bakılan hayvanların çevreye verebilecekleri zarar ve rahatsızlıkları önleyici tedbirler alabilir miyim? Düzenli olarak sağlık kontrollerini yapabilir miyim? sorularına olumlu cevap almak ve takip için iletişimi devam ettirebilecek olmak sahiplendirme kriterlerini oluşturmalı. Türkiye’nin ve dünyanın her yanında sokaklarda ya da barınaklarda milyonlarca sahipsiz hayvan yaşam mücadelesi veriyor. Böylesine özel ve muhteşem canlıları satın almayın, sahiplenin ve onları terk etmeyin!”
İlginizi Çekebilir
Baş Dönmesiyle Hastaneye Gitti, İki Damarına Aynı Anda Stent Takıldı
Baş dönmesi ve denge kaybı şikâyetleriyle SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran 67 yaşındaki Gaziantepli A. D., şah ve beyin damarındaki ciddi darlıkların aynı seansta uygulanan stent işlemiyle tedavi edilmesinin ardından yeniden sağlığına kavuştu.
Dr. Rıza Çam, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde Hasta Kabulüne Başladı
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Rıza Çam, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı.
SANKO Üniversitesi Uzmanı Uyardı: Bu Belirtileri Göz Ardı Etmeyin
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Necip Deniz, kadın üreme sistemini oluşturan rahim ağzı, rahim, yumurtalık, vulva ve vajinadan kaynaklanan kötü huylu hastalıkların jinekolojik kanserler olarak tanımlandığını belirterek, erken tanı ve düzenli taramanın tedavi başarısını artırmada önemli rol oynadığını söyledi.
SANKO Üniversitesi'nden Deri Kanseri Alarmı! Erken Tanı Vurgusu
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ömer Faruk Solak, cildi oluşturan hücrelerin normalin dışında, aşırı ve kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan deri kanserlerinin erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebildiğini söyledi.
MİDE KANSERİ ERKEN EVREDE BELİRTİ VERMEZ
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Nimet Yılmaz, “Mide kanseri, mide hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasıyla oluşan ciddi bir hastalıktır. Genellikle erken evrede belirti vermez, ancak ilerleyen dönemde iştahsızlık, kilo kaybı, mide ağrısı ve kanama ile kendini gösterir” dedi.
SANKO Üniversitesi'nden Ruh Sağlığı Uyarısı: Depresyon Mevsim Tanımıyor
SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görev yapan Uzm. Dr. Lütfiye Şimşek, depresyonun yalnızca sonbahar ve kış aylarında görülen bir hastalık olmadığını, yılın her döneminde ortaya çıkabileceğini söyledi.