© Haber Hanesi 2014 - 2025

Anahtar Parti Lideri Ağıralioğlu: “Çiftçiyi Memnun Edemezseniz Memleketi Yönetemezsiniz”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Artık iktidara böyle dememiz lazım: Mazeret iktidarı. Çünkü bizim hükûmetin hep mazereti var. Bunlardan önce mazeret sanki literatürde yoktu. Sanki Türkler ilk defa belayla ilk defa Türkiye Cumhuriyeti Devleti savaşla bunların döneminde karşı karşıya kaldı… Anayasa’ya bakıyorsunuz yönetilemiyor. Terörsüz Türkiye’ye bakıyorsunuz yönetilemiyor. Memleket yönetilemiyor” diye konuştu.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı gerçekleştirdi. Ağıralioğlu, “Çiftçileriniz berbat durumda. Buğdayı yönetemeyen ülkeyi yönetemez. Çiftçinizi memnun edemezseniz memleketinizi memnun edemezsiniz” dedi. Genel Başkan Ağıralioğlu, Anayasa tartışmaları için de “Anahtar Parti ‘referanduma karşıyız’ demiyor, referanduma tarafız. Ama referanduma neyi getireceksiniz? Referandumu kiminle getireceksiniz? Kiminle, hangi öncelikleri konuşup bu Anayasa metninin içine koyacaksınız? Torba Anayasa’ya karşıyız” ifadelerini kullandı.

Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
“Anahtar Parti, kurulduğu günden beri ‘rekabet siyasete kalite getirir’ koordinatında duruyor. Yerel ara seçimlerde aldığımız sonuçlar, Türk siyasetinde Anahtar Parti’nin milletin sinesinde karşılık bulduğunu göstermiştir. Tokat Yolüstü’nde ikinci parti olarak çıktık. Nevşehir’de, Mustafapaşa’da aldığımız sonuç anketlerdeki oy oranlarımızın, anket manipülasyonu değil, millet sinesinde bulduğumuz karşılığın gerçek olduğunu ortaya koydu. 

VERİLMİŞ MAZBATANIN YANINDA DURACAĞIZ
Bir mutlak butlan süreci yaşanıyor biliyorsunuz. Partimiz ilk andan itibaren mutlak butlan süreciyle ilgili Yüksek Seçim Kurulu’nun kararları ve verilmiş mazbatası üzerinden makulde durarak açıklamalarını bu koordinatlarda yaparak süreci göğüsledi. Ana muhalefet partisinin seçime bu kadar az zaman kala bir yargı kararıyla bir iç kargaşaya düşmesinin, düşürülmesinin demokrasimizi zayıflatacağını; bu heveslerin arkasından pozisyon kapmaktansa demokrasimizi kuvvetlendirmenin iktidarın birinci sorumluluğu olduğunu, dolayısıyla “benim hisseme ne düşer” diyen adeta sırtlan gibi bir pozisyonun siyasete yakışmayacağını, aslan gibi demokrasiyi kuvvetlendirmenin, millet iradesini korumanın, hukuku korumanın, kanunu korumanın, demokrasiyi korumanın, millet iradesiyle beraber yarınlarda her mağdur olacak olanın sığınacağı limana dönüşecek bir güvenceyi siyasetin sorumluluğuna emanet ettik. Yani aslında iktidarı da bir sorumluluk hattına çekmeye çalışıyoruz. Eğer bir boşluk varsa doldurun. Eğer bu boşluktan avantaj düşecek hissenize diye sessiz kalmayı tercih ediyorsanız, demokrasinin zayıflamasından hissenize düşecek avantaj yerine hukukun güçlenmesinden hissenize düşecek, millet iradesinin güçlenmesinden hissenize düşecek olan milletinize vermiş olduğunuz sözden şana razı olun. Yani avantaj kollamayın, milletinizi kollayın. Siyasi avantaj kollamayın; devletin, milletin geleceğini kollayın. Biz burada durduk, burada durmaya devam edeceğiz.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin iç insicamını bir an önce sağlamasını dileriz. Bir an önce icra ahengi sağlanmış bir muhalefetin demokrasimizi de millet iradesini de kuvvetlendireceğine olan inancımızla Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir an önce bu türbülansından çıkabileceği şartlara kavuşmasını dileriz. Süreci izlemeye devam edeceğiz. Ama her hâlükârda millet iradesinin, her hâlükârda hukukun, her hâlükârda demokrasinin, her hâlükârda Yüksek Seçim Kurulu kararlarının, verilmiş mazbatanın yanında duracağız; kamuoyu bilsin. Ne yaparsak yapacağız, ne söylersek söyleyeceğiz. Siyasetin hissesine düşen avantaj değil; milletin hissesine düşecek güvenliğin, esenliğin, bolluğun, bereketin olması gerektiği yerde duracağız. Anahtar Parti olarak en azından biz burada durmaya devam edeceğiz.

ÇİFTÇİLERİMİZ KAN AĞLIYOR
Üretimde kendi kendine yeten bir milletiz diye eskiden beri dilimizde övündüğümüz, ‘biz kendi kendine yetebilen bir ülkeyiz’ diye çocuklarımıza öğrettiğimiz bir şey vardı; kendi kendine yetebilen ülke. Bin yıldır bu topraklarda ekimini, dikimini yaptığımız ürünleri dışarıdan ithal etmek zorunda kaldığımız bir yere sıkıştı yönetim maharetsizliğinizle millet. 20 milyar dolar ithal ediyoruz. Hükûmetin açıklamalarına bakıyorsunuz; yüksek faize, yüksek enflasyona razı ediyoruz döviz biriktireceğiz diye. Ekimini bin yıldır yaptığımız bu ürünleri doğru planlasalar 20 milyar dolar kazancımız olacak bir işi bile beceremeyen bir hükûmete biz tarım politikası tavsiye ediyoruz. Verdiğiniz desteklerle, TMO’ya yaptırdığınız alımlarla çiftçiyi tüccara mahkûm ediyorsunuz. Çiftçi tüccara mahkûm olunca zaten verdiğiniz fiyatların altında gittiğini biliyorsunuz. Dolayısıyla bu verdiğiniz fiyatların da çöp olmasını engelleyecek, çiftçiyi de ürettiği ürünle ayağa kaldıracak olan bir destekleme programına ihtiyacınız var. Alımları TMO’nun hepsine yaptıracaksınız. Bu destekleri alan desteğinden çıkarıp ürün desteğine çevireceksiniz. Ürün desteği olunca çiftçi alın terinin hakkını kazanmış olacak, önümüzdeki sene de ekebilme imkânıyla buluşacak; hepsi bu. Önümüzdeki dönem ekemezse ithal getiririz diye heves ettiğiniz şeyden kaybettiğiniz döviz, savunma sanayisiyle kazandığınızın iki katı. Dolayısıyla oradan 20 milyar doları kazanın; on milyar dolarını savunma sanayiine verin destekleyin, on milyar dolarını da çiftçiye verin. Çiftçi ne kazanacağını bilsin. Tüccarın elinde ezmeyin çiftçinizi. Bu işleri böyle yapmak mümkünken, her işi berbat ettiğiniz gibi bu politikanızdaki düzensizlik yüzünden bu işi de berbat etmiş durumdasınız.
Çiftçilerimiz kan ağlıyor. Çiftçilik yaşımız 59’a çıktı. Biraz daha böyle devam ederseniz memlekette ekim dikim yapacak insan bulamayacaksınız. O yüzden bu mevzuda hem Anahtar Parti’nin koordinatları, konumu belli, politikası belli, programı belli; hem de uyarılarımız ve tekliflerimiz belli. Afaki rakamlar söylemiyoruz. Muhalefet genellikle sıkışıyor. Kriz konuşmayı seviyor. Sorunu, çözümü konuşmak lazımdır. Anahtar Parti çözüm konuşuyor; bu arada “ne verirseniz 5 fazla veririz” falan gibi bir şey de demiyoruz, uygulanabilir bir şeyden bahsediyoruz. Bunu yapmanız lazım. Çiftçileriniz berbat durumda. Ürün desteklerini doğru zamanlarda çiftçilerinize, üreticilerinize veremeyeceksiniz bu memleketi yönetemeyeceksiniz. Buğdayı yönetemeyen ülkeyi yönetemez. Mısırı, soyayı yönetemeyen ülkeyi yönetemez. Çiftçinizi memnun edemezseniz memleketinizi memnun edemezsiniz.

TORBA ANAYASA’YA KARŞIYIZ
Sayın Hayati Yazıcı bir çıkış yaptı Anayasa için mutlaka referanduma gideceğiz diye. Biz Anahtar Parti olarak hakem millettir, egemen millettir, egemenlik kayıtsız şartsız milletindir hassasiyetiyle siyaset yapıyoruz. Dolayısıyla yaptığınız her şeyi milletinize sormak zorundasınız; bu konumda duruyoruz. ‘Anayasa yapacaksanız da Terörsüz Türkiye’yi de milletinize sorun’ dedik onu yapacaksınız. Görünüyor ki bir Anayasa hevesiniz var; Anayasa’ya ihtiyacımız olduğunu düşünüyorsunuz. Bunların karşısında Anahtar Parti “referanduma karşıyız” demiyor, referanduma tarafız. Ama referanduma neyi getireceksiniz? Referanduma kiminle getireceksiniz? Kiminle, hangi öncelikleri konuşup bu Anayasa metninin içine koyacaksınız? En son söyleyeceğimi başta söyleyeyim, detaylarını sonra vereyim. Torba kanununa biz meclisteyken de çok karşı çıkıyorduk. Hükûmet bunu alışkanlık haline getirdi, kanun tekniğimize, kanun ciddiyetimize, meclisin maharetine, meclisin mesuliyetine uygun olmayan; böyle paldır küldür ne var ne yok hepsini içine doldurduğunuz bir torba kanun geleneği oluştu memlekette. Bu torba kanun geleneği sizin heveslerinizi kamçılamış olabilir ancak bu Anayasa’yı torba Anayasa haline çevirmenize müsaade etmeyeceğiz.

SİZİ MİLLETİMİZE ŞİKÂYET EDECEĞİZ…
Anayasa’yı hangi gündemle, kimin için yaptığınıza bakacağız. Yani bu Anayasa’nın satır aralarında neyi gizleyeceksiniz? Kimlerle berabersiniz? Kime ne vadediyorsunuz? Ne taahhüt ediyorsunuz? Kimi memnun etmeye çalışıyorsunuz? Satır aralarında Avrupa Birliği’ne taahhütleriniz mi; Terörsüz Türkiye sürecinde birilerine birtakım imtiyazlar, imkanlar verip kendinize destek sağlama hevesleriniz mi olacak, memleketteki üniter yapımızı haleldar edecek birtakım gevşemeler mi olacak bütün bunların hepsine bakacağız. Sizi milletimize şikâyet edeceğiz; orada duracağız. Madem millete söylüyorsunuz, biz de millete bütün bu süreç içerisinde ne olup ne bitiyorsa, satır aralarında neyi gizlemeye heves ediyorsunuz hepsini tek tek anlatacağız. Anayasa’ya ihtiyacımız varsa bu ihtiyacımızın millet lehine olanlarını konuşacağız, konuşturacağız. Millete rağmen sizi kendi siyasi hesaplarınıza, milletin geleceğini alet edecek bir torba anayasayla millete rağmen iş yapmanızın karşısında duracağız. Anayasayla ilgili bir çerçeveyi çizmiş olayım size, bu hassasiyetimiz olsun. Torba Anayasa’ya karşıyız. 

BYD SÜRECİNDE NE KADAR VERGİ KAYBI YAŞADIK?
BYD ile ilgili bir gündem var biliyorsunuz. Biliyorsunuz bir vergi hassasiyeti gelişti bizim hükûmetimizde. ‘Para lazım; vergi kaçağını engelleyeceğiz, kayıt dışını sağlayacağız, kayıt dışını engelleyeceğiz, kayıt dışının önüne geçeceğiz.’ diyorlar hatta en son çocuklarımızın 10 dolarlık alışverişlerine bile musallat oldular en son. Niye? Vergi kaçağı var. Buradaki vergi kaçağını dert eden hassasiyet, bu BYD ile ilgili kaçan vergiyle ilgili hesap versin milletine. Yani bir vergi imtiyazı sağladınız, yatırım karşılığında birtakım taahhütlerle anlaşmalar yaptınız. Bu anlaşmalarınızın bize ne kadar vergi gümrük yükümlülüğünden, ne kadar gümrük imtiyazından, ne kadar vergi kaybına sebep olduğunu açıklayacaksınız. BYD ile ilgili süreci de takip edeceğiz. 

EKONOMİMİZ DARALMAYA DEVAM EDİYOR
Yüksek enflasyon ve faiz altında ekonomimiz her geçen gün daralmaya devam ediyor. Temmuz geliyor, maaşlarla ilgili bir düzenleme yapılacak. Mehmet Şimşek açıkladı biliyorsunuz; İran Savaşı’nın enflasyona 5 puan etkisi oldu diye. Enflasyonla mücadele programı sanki akamete uğramamış, başarıyorlarmış da tam o araya işte İran Savaşı girmiş gibi. Artık iktidara böyle dememiz lazım: Mazeret iktidarı. Çünkü bizim hükûmetin hep bir mazereti var, hep. Bunlardan önce mazeret sanki literatürde yoktu. Sanki Türkler ilk defa belayla ilk defa Türkiye Cumhuriyeti Devleti savaşla ilk defa çatışmayla ilk defa sınır ötesinde birtakım yüklerle bunların döneminde karşı karşıya kaldı. 

MEMLEKET YÖNETİLEMİYOR!..
Enflasyonu yüzde 9’a düşürdüğünüz dönemde dışarıdan yatırım da çektiniz. Şimdi ne çekiyorsunuz? Faiz çekiyorsunuz. Dört yıllık gecelik faiz oranlarınız açıklandı. 125 milyar dolar. Bu ne demek biliyor musunuz? Bu şu demek: Faiz politikası devam edecek. Yabancılar bizim yüksek faizle memleket yöneteceğimize inanıyorlar ama Cumhurbaşkanımız bizim faize karşı olduğu hassasiyetiyle faizin ineceğine inanmamızı istiyor.

Yahu programınız 4 yıllık, gecelik faizlerle borçlanmanız 4 yıllık. Bu şu demek: 4 yıl daha faiz düşmeyecek. Yani sizin faiz politikanızın düşmeyeceğine verdiğiniz taahhütler yüzünden gecelik borçlanma oranlarınıza bakın. O oranlara yabancıların iltifatına bakın, ilgisine bakın. Yabancılar diyorlar ki size: ‘Güzel, bu memleketin faizine yatırım yapılabilir.’ Ama Tayyip Bey diyor ki: ‘Faiz düşecek evvelallah.’ O yüzden bu ekonomi programı yönetilemiyor. Anayasa’ya bakıyorsunuz yönetilemiyor. Terörsüz Türkiye’ye bakıyorsunuz yönetilemiyor. Memleket yönetilemiyor.”

İlginizi Çekebilir

Anahtar Parti’de Millet Divanı Dönemi Başladı: Vatandaşlar Sorunlarını Doğrudan Anlattı

Anahtar Parti, vatandaşların talep, öneri ve sorunlarını doğrudan iletebileceği ‘Millet Divanı’ buluşmalarının ilkini Genel Başkan Yavuz Ağıralioğlu’nun katılımıyla gerçekleştirdi.

Anahtar Parti’den Yeni Uygulama: Millet Divanı Başlıyor

Anahtar Parti, vatandaşların talep, öneri ve sorunlarını doğrudan paylaşabileceği yeni bir uygulamayı başlatıyor.

Anahtar Parti Genel Başkanı: “Cumhurbaşkanlığı Sistemi Milletin Omurgasını Kırdı”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Bolu’da katıldığı programda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Faizin olduğu memlekette bereket olmaz” sözüne yanıt verdi: “Biz de tam da bunun için Anahtar Parti’yi kurduk: Faize kilit, berekete Anahtar. Bereket kaçtı, sekiz yüz milyar dolar faiz ödedi memleket.”

Ağıralioğlu’ndan Yolüstü’nde Dikkat Çeken Çıkış: “İktidar Olmadan Bakanları Getirdik”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, 7 Haziran’da yapılacak olan ara seçimler öncesi Tokat Yolüstü’nde vatandaşlara seslendi: “Siyasete rekabet getirdik, hizmet getirdik. İktidar olmadan hizmet getirdik; daha iktidar olmadan 3-5 bakanı buraya getirdik. İktidar olduktan sonra bakın ne gelecek?”

7 Haziran Seçimleri Öncesi Ağıralioğlu’ndan Mustafapaşa Mitingi

7 Haziran’da yapılacak ara seçimler öncesi ilk kez seçim otobüsünden mesajlar veren Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “CHP’nin arınması lazım tamam; CHP arınsın ama hükümet de arınsın, arınma zamanıdır! Yolsuzluktan arınsınlar; yoksulluğumuza sebep olan israftan arınsınlar. Adalet siyasetin gölgesinde kaldı, adaleti siyasetin gölgesinden arındırsınlar” diye konuştu.

Yavuz Ağıralioğlu: “Türkiye’nin Sorunu Kaynak Değil, Yönetim Sorunudur”

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Nereden bakarsanız bakın Türkiye’de açıkça görebildiğiniz tek bir şey var: Bu ülke planlanamıyor! Türkiye, kendi gerçek kapasitesine göre yönetilmiyor; Türkiye iyi yönetilmiyor! Türkiye tüm imkânları olduğu halde bu haksız fakirliği yaşıyor” dedi.

TÜM HABERLER