© Haber Hanesi 2014 - 2025

“Mevcut Sistem Ülkede İstikrarı Tehdit Ediyor”

“Mevcut Sistem Ülkede İstikrarı Tehdit Ediyor”

TRT ortak yayınında gündemdeki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin artık rejimle ilgili, alakalı attığı bir adım yok. Artık sadece bir sistem değişikliğiyle biz ülkemizde geleceği inşa etmenin adımını atıyoruz, yapılan iş bu. Biz de faniyiz, dolayısıyla fani olan değil, baki olan bir yapıyı oluşturalım. O da nedir? Bu sistemdir. İnşallah bu milletin, bu devletin beka-ı temadisi, bu kurulacak olan sistemle devam eder” dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT’nin ortak yayınına konuk oldu. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen özel yayında Cumhurbaşkanı Erdoğan, sunucu Pelin Çift, Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Genel Koordinatörü ve gazeteci Burhanettin Duran, SETA İstanbul Koordinatörü ve gazeteci Fahrettin Altun’un sorularını cevaplayarak gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile gerçekleştirilen mülakat, TRT-1, TRT Haber, TRT Avaz ve TRT Türk kanallarında naklen yayınlanırken, TRT Kürdi ve TRT Arapça kanallarında Kürtçe ve Arapça simultane tercüme edilerek canlı olarak ekrana geldi. Mülakatın başında, programın 8 Mart Dünya Kadınlar gününde yapılmış olmasının kendileri için anlamlı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kadınlar Gününde, bağlı oldukları sendikalarının Ankara’daki kadınlar kurultayına gelmek üzere yola çıkan ve yolda geçirilen trafik kazası neticesinde 7 kadının vefat ettiğini, 30’un üzerinde kadının ise yaralandığını hatırlattı ve vefat edenlere Allah’tan rahmet, ailelerine ve Türk Metal Sendikası camiasına başsağlığı, yaralılara da acil şifa temennisinde bulundu. “İSTİKRAR VE GÜVEN, KALKINMANIN OLMAZSA OLMAZIDIR” Sistem değişikliğine gidilerek Cumhurbaşkanlığı yönetim sistemine neden ihtiyaç duyulduğu yönündeki soruya verdiği cevapta, 14 yıllık yönetim tecrübesi geçmişlerinde nerelere sıkıntı yaşanıp nerelerde rahat çalışma fırsatı yakalandığını öğrenme fırsatını bulduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bütünüyle yeni bir anayasa hazırlamayı öncelikle TBMM’deki milletvekili sayısı bakımından gerçekleştiremediklerini hatırlattı ve şöyle dedi: “En önemlisi, muhalefet şöyle bir yaklaşım tarzı içinde bulunuyor: Siz beyaza beyaz diyorsunuz, muhalefetin huyudur özellikle bizde, siz beyaz diyorsanız o siyah diyecektir. Bunun yolu nedir? Bunun yolu sadece Parlamentoda bu işi tartışmak, konuşmak değil. Ya? Hemen bazı bakanlarımız hakkında bakarsınız bir hafta, iki hafta içinde bir gensoru gelir ve bu gensoruyla siz tabii Parlamentoda tıkanıyorsunuz, sizi çalıştırmıyor. Biliyor ki sayısı yeterli değil, bu geçecek, ama buna rağmen o gensoruyu vermek suretiyle orada bir tıkanmayı, bir patinajı meydana getiriyor. Aradan bir müddet geçiyor, bakıyorsunuz tekrar bir gensoru. Güven oylaması olaylarında benzer sıkıntılar yaşanıyor. Bütün bunların yanında ülkede istikrarı tehdit ediyor mevcut sistem. İstikrar ve güven aslında kalkınmanın olmazsa olmazıdır, başarının olmazsa olmazıdır.” Başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı dönemlerinde Türkiye’nin yönetiminde elde ettikleri başarıyı, her iki makamda aynı ekolden gelen isimlerin bulunması sonucu bir sıkıntının yaşanmamasına bağlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak Sayın Gül’den önce Sezer döneminde biz bazı sıkıntıları yaşadık. Bu sıkıntılar bize bazı şeyleri öğretiyor. Nedir? Aynı ekolden gelmediğiniz zaman bakıyorsunuz bir dayatmayla karşı karşıyasınız. Örneğin, mesela aynı ekolden olmalarına rağmen bir Anayasa kitapçığının fırlatılması olayının, merhum Ecevit olayında nelere mal olduğunu, hemen ertesi gün ekonomik olarak Türkiye’nin ne gibi bir inkırazla, adeta bir çöküşle karşı karşıya olduğunu unutamayız” dedi. “SİSTEME BAĞLI İSTİKRAR, 16 NİSAN MÜJDESİYLE RAYINA OTURACAKTIR” Başbakanlığı döneminde yapmak istediği pek çok atamanın, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer tarafından hiçbir gerekçe sunmadan reddedildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben böyle istiyorum demekle siz bir başbakanın ki icranın neredeyse başında o, onun önünü keserseniz, bu ülkenin istikrarına hizmet etmez. Ülkedeki güvene ekonomide hizmet etmez, bunları yaşadık. Bu benim verdiğim basit bir-iki örnek. Bizim ise hıza ihtiyacımız var” diye ekledi. Geçen 14 yılda eğitimden yargıya, sağlıktan ulaşıma, enerjiden sosyal güvenliğe pek çok alanda yapılan reformları ve uluslararası çaptaki altyapı hizmetlerini sıralayarak bu alanlarda yapılanlardan örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani bütün bunları bu kadar istikrarlı bir şekilde sürdürmenin en önemli yolu, tabi bunu şahsa bağlı olarak konuşmuyorum, sisteme bağlı hâle getirirsek bu çok daha ideal bir şekilde gidecektir, onun için sisteme bağlı bir istikrar, sisteme bağlı bir güven inşallah bu 16 Nisan müjdesiyle bence rayına oturacaktır diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘15 Temmuz ruhunun 16 Nisan’daki referandumda ortaya çıkacağına’ yönelik değerlendirmesini, 1970’lerden bu yana vesayet odaklarıyla mücadele eden siyasetçilerin başkanlık sistemine yaptıkları vurguları hatırlatan gazeteci Fahrettin Altun, “Bu anlamda baktığımızda bu iki kaynak, gerek 15 Temmuz sonrası yaşanan süreç, gerekse 1970’lerden bu yana yaşanan süreç, hâlihazırdaki cumhurbaşkanlığı sistemi önerisine ne şekilde yansımıştır, bu konudaki kanaatleriniz nelerdir?” şeklindeki sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’daki darbe girişiminin 40 yıllık bir mazinin neticesi olduğuna işaret etti ve şöyle konuştu: “Peki, o gece yapılan bu kalkışma hareketi karşısında bizim milletimizin duruşu acaba o neyin ifadesiydi? Ona geldiğimizde, orada ben milletimizin imanını görüyorum, vatan sevgisini görüyorum, millet sevgisini görüyorum ve onların sadece bizim yaptığımız bir davetle meydana dökülmesini, havalimanlarına dökülmesini bu aşkın bir neticesi olarak görüyorum. Ve eğer bu inanç olmazsa zaten siz böyle bir neticeyi alamazsınız.” “15 TEMMUZ’UN HESAPLAŞMA GÜNÜ 16 NİSAN OLACAK” Milletin 15 Temmuz gecesinde ‘ak sütün içindeki o ipliği ayırır’ duruma geldiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “O kararlılık hâlâ devam ediyor, bakın bitirmedi işi şimdi nereye gidersek, hangi meydana gidersek gidelim artık on binler, elli binler bakıyorsunuz o meydanlarda. Daha büyük meydanlara gitmedik oralarda da inanıyorum ki yüz binler bizleri bekliyor. Çünkü bir şeyin kararını veriyor şimdi ‘15 Temmuz’un anayasal bir teminat altına getirilmesini istiyoruz’ diyor. Niye diyor bunu? Şimdi kim ‘hayır’ diyor bakıyor. Kandil’deki teröristler ‘hayır’ diyor. Kim bunlar? PKK. Ve beyanatlarını veriyorlar ve diyorlar ki, ‘hayır deyin.’ Kim diyor? FETÖ’cüler ‘hayır’ deyin diyor. Bunlar değil miydi 15 Temmuz’da benim milletime karşı bu darbe girişiminde bulunanlar? Benim vatanımı parçalamak isteyenler bunlar değil miydi? Şimdi hesaplaşma günü ne zaman? Hesaplaşma günü inşallah 16 Nisan. Demokratik hakkını o gece nasıl demokrasiye sahip çıkarak benim vatandaşım koruduysa, şimdi o gecenin devamı anlamına inşallah 16 Nisan’da da sandıkta demokratik hakkını çok daha güçlü bir şekilde inşallah kullanacaktır diye düşünüyorum.” “YENİKAPI RUHU NE YAZIK Kİ SÜREKLİLİK ARZ ETMEDİ” Değiştirilmesi halk oylaması ile gerçekleşecek anayasa maddelerinin siviller tarafından hazırlandığına, 15 Temmuz ertesinde yakalanan ‘Yenikapı ruhu’na işaret eden gazeteci Burhanettin Duran’ın “Bunun devamı gelir mi, yani cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle beraber Türkiye reform, demokratikleşme yolunda yürür mü? Yoksa söylenildiği, ‘hayır’cıların eleştirdiği gibi otoriterleşme mi ortaya çıkar?” şeklindeki sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan şu cevabı verdi: “Yenikapı ruhu ne yazık ki süreklilik arz etmedi. Gönlümüz arzu ederdi ki, Yenikapı ruhu yani o 7 Ağustos’ta kalmasın devam etsin. Niçin derseniz; çünkü bizim bu anayasa yapılışıyla ilgili Sayın Başbakanın yaptığı ziyaretler olsun, daha sonra bir araya gelmek suretiyle bazı çalışmalar olsun ne yazık ki tavanda bu işin sürmediğini bize gösterdi. Şimdi tavanda tabi bu iş sürmeyince siz bu adımları hayata geçiremiyorsunuz. Tabii ben şu anda dikkat ederseniz tavandan ümidimi kestiğim için tabana hitap ediyorum. Yani Yenikapı ruhunu tabanda şöyle teessüs ettirelim istiyorum. Onun için AK Parti’ye gönül vermiş kardeşlerime diyorum, Milliyetçi Hareket Partisi’ne gönül vermiş kardeşlerime diyorum, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, HDP’ye, Saadet Partisi’ne, Büyük Birlik Partisi’ne gönül vermiş kardeşlerime diyorum; ‘Gelin bu liderlerin gerçekleştiremediği bu reformu hep birlikte inşallah 16 Nisan’da sandıkta gerçekleştirelim.” “MİLLETİM BİZİ MAHCUP ETMEYECEK” TBMM’de AK Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin omuz omuza vermesiyle ve 339 milletvekilinin oyuyla referandum kararının alındığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi iş asillere kaldı, o da millet. Millî irade zaten en önemlisi… Zaten Parlamentoda Başkanın arkasında da o yazıyor, ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.’ Şimdi biz bu hâkimiyetin gerçek sahibi olan milletimize diyoruz ki; ‘Gelin siz tabanda el-ele millet olarak, ey Parlamentodakiler siz yapmadınız, ama şimdi biz bu Anayasanın en azından cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik olan boyutunu biz halledeceğiz.’ Şimdi burada biliyorsunuz Anayasanın tümüyle bir değişikliği söz konusu değil, sadece cumhurbaşkanlığı sistemine yönelik olan boyutu söz konusu. Bunu biz yapacağız, onun için de ben milletime inanıyorum. Milletim bu eksik kalan kısmı inşallah 16 Nisan’da sandıkta gerçekleştirecektir; bu güvenim var. Bunu meydanlarda şu anda gittiğim her yerde okuyorum ve milletim bizi mahcup etmeyecek diye de inanıyorum” şeklinde konuştu. “ÜLKEMİZİN GELECEĞİ İÇİN BİR SİSTEM İNŞA EDİYORUZ” Referandumda ‘evet’e mesafeli, soğuk duranların, “Cumhurbaşkanımıza güveniyoruz, kendisini de seviyoruz, ama ondan sonra ne olacak?” dediğini, kimilerinin de, “Cumhurbaşkanı yurt dışı gezisine gittiğinde, ona vekâlet edecek yardımcının hain çıkması durumunda kendimizi güvencede hissedebilir miyiz? diye sorduğunu aktaran sunucu Pelin Çift’in sorusuna cevaben Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi diyelim ki bir veya iki tane yardımcım olacak eğer ben isem. Bir başkası ise onun bir veya iki tane yardımcısı olacak. Yurt dışına çıktığı zaman da o ne yapacaktır? O ikiden birini veya bir taneyse atadığı yardımcısı, o zaten onun vekili anlamınadır, o vekili yönetecektir. Biz onun için de bunu hükûmet ucu açık bıraktı, yani iki tane de olabilir, bir veya iki. Niye? Burayı sağlama alabilmek için. Şimdi işin bu tarafı böyle. Diyelim ki şahsımla alakalı söylediğiniz soruya gelince; bu sorunun cevabı da çok çok bana göre önemli, ama değerler silsilesi içerisinde bana göre çok da basit diyorum. Niye? Benim 16 Nisan’a kadar ömrümün olduğunu bana kimse garanti edemez. Burada olan arkadaşlarımın aynı şekilde garanti edemez. Bak bugün 7 tane hanım kardeşimiz neşeli bir şekilde Ankara’daki Kadınlar Gününü anmak için geliyorlardı. Ama 7 hanım kardeşimizi kaybettik, ebediyete uğurladık. Samimi olmamız gerekiyor, bunlar bana göre samimiyetsiz bir yaklaşımın ifadesidir. Biz ne diyoruz? Kendimize bir sistem yapmıyoruz, biz ülkemizin geleceği için bir sistem inşa ediyoruz. Ve bu sistem geleceği kurtarmak, geleceği sağlama almak için kurulan bir sistemdir. Bakın parlamenter demokrasiyle ülkemiz yönetilmedi mi? Yıllar yılı parlamenter demokrasi içerisinde biz koalisyonlar görmedik mi? Biz bu süreç içerisinde darbeler görmedik mi? İstikrar var mıydı? Yoktu. Güven var mıydı? Yoktu.” 1950’den bu yana 67 yılda Türkiye’de 48 hükûmet kurulurken bu süre içinde İngiltere’de 15, Almanya’da 24 hükûmet kurulduğuna, Amerika’da 17 başkan, Fransa’da 11 cumhurbaşkanı seçildiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İtalya’da 41 hükûmet kurulduğu için, çözümü tek parti iktidarını zorunlu kılmakta buldular biliyorsunuz son yaptıkları seçimle. Bu bir gerçeği gösteriyor, artık bu iş böyle yürümez. Dikkat edin, şimdi bunlar ne yapıyor? CHP işi saptırıp, ‘bunlar rejim değişikliğine gidiyor’ diyor. Bizim böyle bir derdimiz yok, bu iş 1923’te bitmiş, Türkiye’nin artık rejimle ilgili, alakalı attığı bir adım yok. Artık sadece bir sistem değişikliğiyle biz ülkemizde geleceği inşa etmenin adımını atıyoruz, yapılan iş bu. Biz de faniyiz, dolayısıyla fani olan değil, baki olan bir yapıyı oluşturalım. O da nedir? Bu sistemdir. İnşallah bu milletin, bu devletin beka-ı temadisi, bu kurulacak olan sistemle devam eder” görüşlerine yer verdi. “CUMHURBAŞKANLIĞI SİSTEMİYLE TERÖRLE MÜCADELEDE ÇOK DAHA SERİ NETİCE ALINACAK” Halk oylamasında cumhurbaşkanlığı sistemi önerisinin geçmesi durumunda, terörle mücadelede ve Türkiye’nin ekonomik gelişmesi, büyümesi anlamında ne tür değişikliklerin ve yeni imkânların olacağı yönündeki soruya cevaben, terörde son birkaç ay için güvenlik güçleri ile gerçekleştirilen operasyonlarda bölgede bugüne kadar girilmemiş yerele girildiğini, terör örgütünün lider kadrolarının etkisiz hâle getirildiğini ve büyük başarılarla dönüldüğünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumhurbaşkanlığı sistemiyle terörle mücadelede çok daha seri netice alacaklarını söyledi. Bir partinin eş başkanlarının, arkalarında terör örgütlerinin olduğunu söylediğini hatırlatan ve “Ama öyle bir yapı var ki bu yapı içerisinde bunlara anında bir müdahaleyi yapamıyorsunuz, ama başkanlık sisteminde olay burada olmaz, başkanlık sisteminde bunun kararını net, hemen kesin verir ve adımı atarsınız, çünkü bu işler öyle gecikmeye tahammülü olan işler değil” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu partinin belediyelerinin devletin kendilerine tahsis ettiği paraları terör örgütlerine gönderdiğini, tahsis edilen araç ve iş makinelerini de terör örgütünün çukur ve kanal açma eylemlerine tahsis ettiğini vurguladı. Bunların neticesinde bölge halkının insanca yaşama hakkını kaybettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ekledi: “Bir kısmı şehirlerini terk ettiler, mesela şimdi Siirt, orada çok Arap vardı boşaldı. Aynı şekilde Şanlıurfa’ya geliyorsunuz, Arap kardeşlerimiz var, bir kısmı boşaldı. Mardin’de hakeza öyle, terk ettiler. Niye? Can korkusu sebebiyle terk ettiler. Buna hakkınız var mı? Bir taraftan ‘biz onların temsilciyiz’ diyeceksiniz, öbür taraftan kan gövdeyi götürüyor ve silah zoruyla oy alacaksınız. Yani bunlar demokratik bir süreç içerisinde alınmış oylar değil, silah zoruyla alınmış oylardı. Şimdi biz diyoruz ki, işte 16 Nisan aynı zamanda bu işin barışla bu darbe tehdidinin birbirinden tefrik edildiği, ayrıştırıldığı gün olacak. Artık benim vatandaşım, benim milletim millî irade olarak iradesini rahatlıkla huzur içinde gelip sandıkta ortaya koyabilecektir” “TÜRKİYE’NİN EKONOMİDE HERHANGİ BİR ZAAFI YOKTUR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, sorunun ekonomi ile ilgili kısmına verdiği cevapta ise şunları kaydetti: “Türkiye koalisyonlar döneminde ortalama yüzde 4, tek parti veya tek hükûmet döneminde, onların iktidarları döneminde yüzde 5,5 büyüme kaydetmiştir. Şimdi biz bunu 1991’den bu yana hep tek parti veya tek hükûmetler dönemini şöyle ele alırsak, millî gelirimiz 2 kat fazla büyüyecekti. Tabi bugünkünden biz 2 kat daha zengin olacaktık; ama bunu ne yapamadık? Yakalayamadık. Enflasyona baktığımız zaman, enflasyonda da koalisyon dönemlerinde tek parti hükûmetleri döneminde de 2,5 kat daha fazladır. Koalisyon dönemleri ciddi zayıf, ama mesela bizim dönemlerimizde bu 2,5-3 kat daha fazla olmuştur. Şimdi bütün bunların mesela faizde faiz oranları bakımından koalisyon dönemleriyle tek parti dönemleri arasında 5 kata yakın fark vardır. Bugünle karşılaştırdığımızda bu fark 10 katı geçiyor. Örneğin, biz göreve geldiğimizde devletin borçlanma faizi yüzde 63’tü, şimdi tek haneli rakamda. Hatta bir ara, yani bu Gezi olayları öncesi 4,6’ya kadar düşmüştük. Bunu hazmedemeyenler ne yaptılar? Türkiye’yi işte Gezi olaylarıyla böyle bir tehdit ve böyle bir sıkıntıya soktular ve tekrar çift haneli rakama doğru Türkiye ne yazık ki o dönemde yöneldi, böyle bir durumla karşı karşıya kaldı.” Yine bu dönemde enflasyonun yüzde 30’dan tek haneli rakamlara indiğini, uluslararası yatırımlarda ciddi hedeflerin yakalandığını, Türkiye’nin artık güvenli bir liman olduğunu, otoyolların ve barajların yanı sıra Osman Gazi, Yavuz Sultan Selim köprülerinin Marmaray ve Avrasya tünellerinin, 30 havalimanının yapıldığını, ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yoksa biz geçmiş dönemdeki mantıkla olsaydı, biz kendi kasamızdaki paralarla bunları yapacağımızı zannetseydik yapamazdık. “Yani ekonomide Türkiye’nin herhangi bir zaafı, herhangi bir sıkıntısı kesinlikle yoktur ve kararlı bir şekilde yolumuza burada da devam ediyoruz, devam edeceğiz” diye konuştu. “PARLAMENTONUN DENETİM GÜCÜ ARTIYOR” “Cumhurbaşkanlığı çok güçlenecek, acaba Meclis, Türkiye’nin tarihinde çok önemli yeri olan Meclis zayıflayacak mı, milletvekilleri etkisizleşecekler mi? İnsanlar dertlerini anlatmak için milletvekillerine ulaşacaklar mı, ulaşsalar ne anlama gelecek? Çünkü bakanlar Meclis dışından seçileceği için bu tür sorular zihinlere geliyor, ne dersiniz?” şeklindeki soruya verdiği cevapta Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihçi merhum Halil İnalcık’ın Söyleşiler ve Konuşmalar kitabında yer alan Türkiye’de başkanlık sistemi ile ilgili düşüncelerinden altılar yaptı onun şu değerlendirmesine yer verdi: “Türk Devletinde icrada otoritenin birliği prensibi öyle görünüyor ki başkanlık veya Fransa’da olduğu gibi bir yarı başkanlık sistemiyle garanti altına alınabilir. İdarede karşıtlık, dağınıklık ve istikrarsızlık ve darbelere yol açan kilitlenmeler önlenebilir. Öyle sanıyorum ki, Türk demokrasisi bugün böyle bir istikrarsızlık içindedir.” “YENİ SİSTEM MECLİS’İN YASAMA YETKİSİNİ GÜÇLENDİRECEK” Yeni sistemin Meclis’in yasama yetkisini kaldırmayıp aksine güçlendirdiğini, denetim gücünü artırdığını, seçim kararı alındığında Cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimlerinin aynı günde yapılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerçeklerin bir kenara koyularak yeni sistemde Meclis’in durumu ile ilgili gerçeği yansıtmayan yorumların kendisini üzdüğünü dile getirdi. Halk oylamasına sunulan değişikliklerden birinin de yargıya bağımsızlığının yanı sıra tarafsızlığı da getireceğini ve böylece daha da güçleneceğini ve özgüven kazanacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, oylanacak değişikliklerin kabul edilmesi durumunda, seçilme yaşının 18’e ineceğini, milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 5 yılda bir yapılacağını, güvenoyu ve gensoru uygulamalarının sahibinin millet olacağını, bugün sadece vatana ihanetten yargılanabilen cumhurbaşkanının hangi suç olursa olsun yargılanmasının belli nispetlerle mümkün olacağını, disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkemelerin kaldırılacağını, Hâkimler Savcılar Kurulunun üye sayısının 22’den 13’e düşürüleceğini, görev süresi 4 yıl olacak üyelerinin 4’ünün cumhurbaşkanı, 7’sin Meclis tarafından seçileceğini, Anayasa Mahkemesi üye sayısının 17’den 15’e ineceğini aktardı. “BÜROKRATİK OLİGARŞİ VE MEVCUT SİSTEMLE FAZLA İLERİ GİDEMEYİZ” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Değişimden bazı insanlar korkabilir. ‘Ne gerek var, hayır çıksa ne olur yine aynı Cumhurbaşkanımız ve aynı AK Parti iktidarı devam edecek kendimizi bu kadar sıkıntıya sokmayalım’ şeklinde bir değerlendirme oluyor. Bu da özellikle kararsızlar açısından önemli bir sorun, ne dersiniz?” şeklindeki soru karşısında Cumhurbaşkanı Erdoğan şu değerlendirmelerde bulundu: “Biz halkımıza daha iyi bir hizmeti nasıl verebiliriz bunun gayreti, derdi içerisindeyiz ve güçlü bir sisteme ihtiyacımız var. Lider ülke Türkiye anlayışına ihtiyacımız var. Bunu başarabilmemiz için de tabi ki çok daha güçlü yasal zemine sistemi oturtmamız lazım. Bunun yanında da tabi lider gerçekten o güçlü yasal zemine icraatlarını yapması gerekir. Birçok yerde ben patinaj yaptım, özellikle bürokratik oligarşi birçok yerde önümüzü kesti. Bürokratik oligarşiyle inanıyorum ki mevcut sistemle çok daha fazla ileri gidemeyiz. Ama reis-i cumhurluk sistemiyle bu bürokratik oligarşiyi çok daha farklı bir şekilde tanzim etmek mümkün. Bunu başardığımız anda Türkiye o zaman gerçek sıçramasını yapacaktır, çünkü biz de o potansiyel var, Türkiye’de o güç var. Ve bunu başardığımız anda inanın o hani hedefimiz var ya 2023 ilk 10 diyoruz, işte biz o ilk 10’na gireriz.” MUHALEFETİN REFERANDUM STRATEJİSİ Anayasa değişikliği konusu TBMM gündemine geldiğinde CHP ve HDP’nin ‘çok sert bir muhalefet yürüteceğiz’ diyerek bunu şiddete varan boyutlarıyla da sergilediklerine, referandum süreci başlayınca da aynı partilerin, pek çok düşüncelerini ifade etmeden düşük profilli bir muhalefet sergilemeye başladığına işaret eden gazeteci Altun’un, bu yaklaşıma ilişkin değerlendirmelerini sorması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamaları yaptı: “Biz bunları cemaziyülevvel biliriz, bunların eline zamanı gelmiş bu işte imaj makerları saz tutturmuşlardır, zamanı gelmiş bunlara şarkı, türkü çaldırtmışlardır, zamanı gelmiş bu dediğiniz şekilde ifadeleri bunlara kullandırtmışlardır. Yine biliriz ki bunların bütün bu yaklaşımlarıyla beraber bunların asılları neyse bugünleri, yarınları da aynı olacaktır. Çünkü can çıkar huy çıkmaz bunların durumu bu. Ve aynı zatın yani şu anda ana muhalefetin liderinin ‘kan gövdeyi götürür’ dediği toplantılarını biliyoruz bunları söyleyen insan bu. Ve ‘eğer böyle bir netice çıkarsa sokaklarda şu olur, bu olur’ bunu diyen... 7 Haziran seçimlerinden sonra olanları görmediniz mi? 7 Haziran seçimlerinden sonra Diyarbakır’da 53 kardeşimizin nasıl öldürüldüğünü görmedik mi? Bunları nasıl unuturuz? Bunların hepsini biliyoruz. Ve şu anda da yine göreceksiniz tehditler ardı ardına gelecektir. Bunlar sadece buzdağının biz yüzüdür. Gerçek yüz o değil, gerçek yüz çok farklı. Çünkü bunlar bugüne kadar hep korku imparatorluğu üzerinde işlerini yürütmüşlerdir, yani halkın kalkıp gönlünü alarak veya halka hizmet ederek değil. Biz ise tam aksini hep bugüne kadar savunduk. Biz ne dedik? Biz bu millete efendilik etmeye değil, hizmetkar olmaya geldik ve onun içinde 14-15 yıllık bu süreç hep hizmetkar olarak geçti ve böyle de geçecek, bundan sonraki süreç de böyle olacak.” “16 NİSAN, BATI’DA ÖNÜNE ENGEL KONULAN VATANDAŞLARIMIN DA SEVİNDİĞİ GÜN OLACAK” Sorulan bir soru üzerine referandum ile ilgili olarak Almanya’da yaşanan gelişmelere de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllarca Avrupa’ya her gittiğinde oradaki Türk vatandaşlarının kendisine ‘Biz ne zaman bu demokratik hakkımızı kullanacağız?’ dediğini aktardı ve Avrupa’daki Türk vatandaşlarına hitaben, “Artık bu hakkınızı kazandınız. Şimdi ilk kez değil, bundan önce milletvekili seçiminde de oylarınızı kullandınız, ama bu defa cumhurbaşkanlığı seçiminde ilk kez oy kullanacaksınız. Dolayısıyla, bu seçimde önünüze birçok engeller geldi, bakanlarımızı konuşturtmadılar” diye seslendi ve şu açıklamalara yer verdi: “Benim de arzum var, onlarla bir araya gelmeyi çok arzu ediyorum ve şu anda arkadaşlarımız çalışmaları yürütüyorlar. Ama ekrandan sesleniyorum diyorum ki, hangi engeli koyarlarsa koysunlar sizler, sizler için ilan edilen tarihler içerisinde sandığınıza giderek oylarınızı muhakkak kullanın. Ve kullanacağınız oylar Batıdaki tüm ülkelere, dünyadaki tüm ülkelere en güzel cevap olacaktır. Sizin iradenizi kimsenin ketmetmeye, kimsenin engellemeye hakkı yoktur. Ve 16 Nisan inşallah Batı’da, tüm dünyada önüne engel konulan vatandaşlarımın da sevindiği günler olacaktır.” “AVRUPA’DAKİ VATANDAŞLARIMIZLA GÖNÜL BAĞIMIZI KİMSE KOPARTAMAZ” Avrupa ülkelerinde var olan seçmen potansiyelinden mi rahatsızlık duyulduğuna yönelik soruya ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Kıskanıyorlar, onların bizlerle olan gönül bağını çok iyi biliyor onlar, onu bildikleri için zaten bunu engellemek istiyorlar. Çünkü biz orada hangi kapalı salona gitsek, stadyuma gitsek oraları biz tıklım tıklım doldurduk bunu biliyorlar, bunu bildikleri için de engellemenin yolunu arıyorlar. Ama bizim Avrupa’da olsun, tüm dünyada olsun vatandaşlarımızla gönül bağımızı kimse kopartamaz. Biz onları Allah için sevdik Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Abhaza’sıyla, Roman’ıyla kim varsa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bütün kardeşlerimizi hepsini biz gönülden sevdik ve bu bağ kopmayacak. Ama benim onlardan tek ricam, Cumhurbaşkanı olarak milletim adına sandığa gidin, o iradenizi ortaya koyun, hakkınızı en güzel şekilde kullanın.” “EN GÜÇLÜ KADIN POTANSİYELİNE AK PARTİ SAHİPTİR” Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşmasında serdettiği “Benim siyaseten kadınlara borcum var” sözü ile ne demek istediği ve bu borcun nasıl ödeneceğinin sorulması üzerine, 1989 yerel seçimlerinde Beyoğlu’ndan belediye başkan adaylığı sırasında seçim çalışmalarında kadınların ilçenin dört bir tarafında aktif bir çalışma yürüttüklerini aktardı ve şunları söyledi: “Onunla başlayan süreç daha sonra gelişerek, genişleyerek arttı ve mensubu bulunduğum o zamanki partide de kadın hareketini biz çok geliştirdik. Ve AK Partiyi kurduğumuz zaman da bu işe çok önem verdik ve şu anda biliyorsunuz Türkiye’de aslında kadın hareketi noktasında en güçlü kadın potansiyeline de AK Parti sahip. Yaklaşık 4,5 milyonu aşkın üyesi var bildiğim kadarıyla, böyle bir noktaya geldi. Dolayısıyla da dikkat edilirse, kadın hakları noktasında iktidarımız döneminde, başbakanlığım döneminde olsun, benden sonra olsun, bizler kadınlara istihdamda çok ciddi kapılar açtık ve yüzde 20’yken kadın istihdamı, şu anda yüzde 33’e filan ulaştı. Aynı şekilde eğitim-öğretimde çok ciddi bir noktaya şu anda ulaşmış vaziyette ve artış hâlâ da devam ediyor. Mesela babaanne ücretleri veriliyor artık, evlerde bakım noktasında verilen ücretler, buralara geldi. Bunlar bizim hanım kardeşlerimize olan bu borcumuzu inşallah yerine getirme adımlarıdır diye düşünüyorum.” RUSYA İLE İLİŞKİLER “Rusya’ya bir ziyaret gerçekleştireceksiniz. Rusya ziyaretinizin gündeminde ne var? Bir taraftan da yine merak edilen bir konu, Antalya’da dün 3’lü zirve gerçekleşti; ABD, Rusya ve Türkiye Cumhuriyeti genelkurmay başkanları bir araya geldiler, gündemlerinde de çok büyük ihtimalle Suriye ve Irak vardı. Oradan ne tür bir sonuç çıkmasını umuyorsunuz?” şeklindeki programın son sorusuna verdiği cevapta, Rusya Federasyonu Başkanı Putin ile yapacakları görüşmenin, başbakanlığı döneminde kurulan Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey toplantılarının devamı mahiyetinde olacağını, bunun yanı sıra Rusya-Türkiye ilişkilerinde gelinen noktayı değerlendireceklerini, enerji ve bölgedeki sorunların da önemli başlıklar arasında olacağını açıkladı. “YPG’NİN FIRAT’IN DOĞUSUNA GİTMESİ KONUSUNU HEP İŞLEDİK” Cumhurbaşkanı Erdoğan, cevabının devamında şu bilgilere yer verdi: “Ama burada birinci sırada nedir diye sorarsanız, birinci sırada tabi ki Suriye’deki gelişmelerdir. Suriye’de şu anda Rusya’nın, Türkiye’nin burada önemli bir konumu var, yeri var ve Amerika’nın başını çektiği koalisyon güçlerinin tabi ki önemli bir yeri var ve bu konuları bizim orada masaya yatırmak suretiyle, 3 genelkurmay başkanımızın geldiği noktayı da orada bir değerlendireceğiz. İşte Genelkurmay Başkanımdan gerekli bilgileri aldım ve zaten seyahatte o da heyetimizin içinde yer alacak. Ve orada biz neler yapabiliriz? Özellikle Münbiç’teki gelişmeler tabii şu anda önemli bir yer tutuyor ve burada insani yardımla iş sanki telafi ediliyormuş gibi bir havada gösteriliyor ama olayın sadece insani yardım boyutundan bahsedemeyiz. Çünkü oranın gerçek sahipleri kimse Münbiç’e onların yerleşmesi başından itibaren bizim tezimizdir. Ben bunu Sayın Obama’ya başkanlığı döneminde zaten defaatle söylemiştim ve oradaki işgalci güçlerin, yani YPG’nin Fırat’ın doğusuna gitmesi konusunu hep işlemiştik. Şu anda da tezimiz bu noktada budur, burada bir değişiklik söz konusu değil, gerçek sahipleri kimse onlar Münbiç’e yerleşsinler. Cerablus’taki insanlar nasıl şu anda topraklarına yerleşmenin huzurunu yaşıyorsa, Rai’dekiler nasıl toprağına yerleşmesinin huzurunu yaşıyorsa, oradakiler de bunu yaşasın diye bir tezimiz var. Ve bu 3’lü görüşmeler de bu akşam Sayın Genelkurmay Başkanımdan aldığım bilgiye göre iyi geçti ve yarın detayını da kendisiyle zaten konuşacağız ve bunu da Moskova’da Sayın Putin’le değerlendirme imkânımız olacak.” Mülakatın sonunda vatandaşlara selam, sevgi, saygılarını ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, vatandaşlardan 16 Nisan’ı ihmal etmemeleri ve ‘evet’te buluşulması çağrısı ile tamamladı.

İlginizi Çekebilir

SANKO Holding’den TEKNOFEST 2026’da Gençlere Teknoloji Desteği

SANKO Holding, ana paydaşlarından biri olduğu TEKNOFEST 2026’da yürütücülüğünü üstlendiği İnsanlık Yararına Teknolojiler Yarışması ile toplumsal ihtiyaçlara yönelik yenilikçi ve fayda odaklı teknoloji projelerinin geliştirilmesini teşvik ediyor.

Bilim Şehitkamil’den TEKNOFEST 2026’da Büyük Başarı

Şehitkamil Belediyesi Bilim Şehitkamil’de TEKNOFEST 2026 için hazırlanan 10 takım, 5 ayrı kategoride finale kalma başarısı gösterdi. Geleceğin bilim insanları geliştirdikleri projelerle TEKNOFEST 2026’da birincilik için yarışacak.

Şehitkamil Çamlıtepe’de ulaşım rahatladı: Yeni imar yolları asfaltla buluştu

Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın ilçe genelinde daha güvenli, konforlu ve ulaşılabilir yollar oluşturma hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar aralıksız devam ediyor. Çamlıtepe Mahallesi’nde yıllardır vatandaşların yaşadığı yol sorunu çözüme kavuşturulurken, yeni bölgelerde de asfalt serimi gerçekleşti.

Çimko’nun 2024 Sürdürülebilirlik Raporu’na Stevie® Awards’tan Bronz Ödül

Çimko’nun "2024 Sürdürülebilirlik Raporu", uluslararası iş dünyasının ödül programlarından biri olan 23. Uluslararası İş Ödülleri’nde (The 23rd Annual International Business Awards®) "En İyi Sürdürülebilirlik Raporu" kategorisinde Bronz Stevie® Ödülü’ne layık görüldü.

30 Ağustos’un kadın kahramanları SANKO Üniversitesi’nde anıldı

SANKO Üniversitesi’nde 30 Ağustos Zafer Bayramı töreni düzenlendi. Programda Milli Mücadele’nin kadın kahramanları ve fedakârlıkları anlatıldı.

Başkan Dr. Yıldırım’dan 30 Ağustos Vurgusu: “Vatan Sevgisinin En Güçlü Yansıması”

Anadolu Sağlık İşletmeleri Derneği (ASİD) Genel Başkanı Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla mesaj yayımladı.  

TÜM HABERLER